Yazan: admin Kategori İnsan
Ehl-i dünya, kelime olarak her ne kadar “dünyada yaşayan ve dünyayı çok seven” mânâlarını taşıyor olsa da, terim itibariyle “dünyayı her şeye tercih eden, mukaddesatı dünyaya feda eden, dünyayı âhirete tercih eden, sırf dünya için yaşayan, haram helâl demeden dünyanın her türlü lezzetlerini takip eden kimselere” ehl-i dünya denmektedir.
Cenâb-ı Hak dünyayı ve dünyadaki her şeyi güzel yarattığını, fakat bunların geçici olduğunu, aldanılmaması gerektiğini, asıl dönülecek ve varılacak yerin Allah’ın huzuru olduğunu bildiriyor. “Nefsanî arzulara, kadınlara, oğullara, hesapsız şekilde biriktirilip istif edilmiş altın ve gümüşe, salma atlara, davarlara ve ekinlere karşı düşkünlük insanlara çekici kılındı. Bunlar dünya hayatının geçici menfaatleridir. Hâlbuki varılacak güzel yer, Allah’ın katıdır.”1
Devamını oku »
Yazan: admin Kategori İnsan
Bilâl ile iki saat önce tanışmıştım. Havaalanından, paralel olarak birbirimizin yanından geçerken bavullarımız çarpışmış, ve benim elbiselerim yere dökülmüştü. Hollanda’da katıldığım bir iş toplantısında ihâleyi kazanamamış ve sinirim tepeme çıkmıştı. Ama, kader deyip sabretmeye çalışıyordum. İşte böyle bir hırçınlık ânında çarpıştım Bilâl ile.Dağılan elbiselerimi yerden toplayıp, hırsla tam ayağa kalmıştım ki; samimi, masumâne, mütebessim bir çehre ile yüz yüze geldim. O anda gayri ihtiyâri ben de gülümsemek zorunda kaldım. Toplantı saatleri içine habis ruhlu, kertenkele suratlı insanları görmekten sıkıldığım bir hengâmeden sonra böyle asil bir kartalı andıran duruşu, ve içten, mütevâzi yüz mimikleriyle Bilâl karşıma çıkıverince içim birden ısınıverdi Ona. Bilâl; “Özür dilerim beyefendi. Hızlı hızlı gelişinizi farkedemedim” dedi mahcup bir tavırla. “Önemli değil , başımıza geleceği varmış” dedim sîneye çekerek. Bilâl, “ İki saat sonra uçağım kalkacak, eğer müsâitseniz şurada oturup bir şeyler içelim. Hem sohbet etmiş hem de tanışmış oluruz. “Peki neden olmasın” dedim sükûnetli bir hâl içerisinde. Devamını oku »
Yazan: admin Kategori İnsan
Mezar, ekser insanların duymak ve hatırlamak istemediği bir kelimedir genellikle. Elini sürdüğü, dokunduğu mezar taşı, canından çok sevdiği bir yakının da olsa yine de buzz gibi… İnsanların inşa ettikleri mezarlar dünyevîleşmiş kalpler kadar taşlaşmış. Sımsıcak bedenin konduğu yer, buz gibi mermerlerle kaplanıyor. Önceden sadece mezar olduğunu belirtmek için bir iz bırakılan kabir topraklarının üzerleri şimdi mermer lahitlerden bir şehre dönüşmüş. Dünyevîliğin çamuru bir parça buralara da bulaşmış yani. Geride kalan bazı insanlar “ene”lerini tatmin edip ille de dünyayı güzel görmek için kendilerine göre kabir kapılarını büyükçe sütunlarla süslemişler. Tabii o süslü taşların ilgi çekici cazibesiyle nazarları taşlara bağlayıp, kabrin asıl yüzünü saklamaya çalışmışlar, ama güneşi üflemekle söndüremedikleri gibi ölüm gerçeğini de gizleyememişleri bir türlü. Devamını oku »
Önceki yazılarımızda cemaatlerin sosyolojik açıdan, “Daire, zincir, tekerlek ve Y” olmak üzere dört temel gruba ayrıldığını; “daire” sistemi ile yapılanan cemaatte lider bulunmadığını nazara vermiştik.
İslâmın özüne, Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat’in ruhuna sadık kalınarak, fakat, en modern, en çağdaş gelişmeler ışığında teşekkül ettirilen Nur cemaatinin hiyerarşik düzeni ve çalışma sistemi gayet nettir. Tarikat veya liderlik sistemiyle çalışan diğer cemaatlerdeki gibi dünyevî makamlar olmadığından bu noktalarda herhangi bir dahilî mücadele yaşanmaz. (Sıkıntılar, fikir ve uygulamaya dair veya maddî müesseselerde çıkar.)
Devamını oku »