Bir bardağa denizin yerleşmesi mümkün olmadığı gibi, sınırlı olan insan aklının da sonsuzu kavraması mümkün değildir. Şu var ki, insan sonsuzu anlamasa bile onun varlığını bilebilir. Bilmek, inanmak başka anlamak daha başkadır.
Ruh ile beden arasındaki ilgi, bir bakıma, sesle mânâ arasındaki ilgiye benzer. Ses mânânın bedeni, mânâ sesin ruhudur. Bu ruh o bedenin ne sağındadır, ne solunda, ne içindedir, ne dışında… Mânâ, hayatiyetini devam ettirmek için sese muhtaç değildir. O, hâfızada sessizce durur, dimağda gürültüsüz meydana gelir, kalpte kelimesiz bulunur.
Bazı müfessirler, misakın “temsil” ve “istiare” yoluyla bir ilâhî irşat olduğunu söyleyerek şöyle derler: “Bu bir benzetmedir. İnsanların, Allahın rububiyetini tanımaya muktedir bir kabiliyette yaratılmış olmaları, bir bakıma, şahit tutulmaları olarak değerlendirilmiştir.” Devamını oku »
Sorunuzu bu kainatta insanların yaşadığı başka gezegenler, başka küreler var mı? şeklinde değerlendiriyoruz. Aksi halde, bir milyonu aşkın hayvan alemleri gösteriyor ki bu kainatta hayat sadece insan hayatına münhasır değil. Öte yandan, başta Kuran olmak üzere bütün semavi kitaplar, melekler ve cinler alemini haber verirler. Devamını oku »