|
İNSAN HAYATI, insanın ümitlerine, hayallerine, emellerine ve beklentilerine göre gerçekten çok kısadır. Ancak bu kadar kısa olmasına rağmen yine de günlük hayatın dağdağasından, bin bir türlü meşgalesinden bu kısa hayatı dahi anlamak, idrak etmek ve maksada uygun şekilde kontrolümüz altında tutmakta zorlanırız. Gerçekte hemen hemen her şeyi hakkıyla anlamak ve kavramak için bütünündeki mânâyı kaçırmamak, en azından kısa bir özetini mutlaka bilmek ve akılda tutmak gerekiyor. Bu sebeple hayatın da kısa bir özeti hatırımızdan hiç çıkmamalı. Bu bakımdan Sözler’in baş kısmındaki hikayeler ve temsiller hayatın mânâ ve ehemmiyetini kavramak ve günlük hayatımıza maksada uygun olarak yön vermek ve sıkıntı ve dertleri esastan çözmek açısından vazgeçilmez prensipleri ihtiva eder. Meselâ Sekizinci Söz’ü ele alacak olursak; dünya hayatının, gönderiliş gayesinin, etrafımızdaki eşya ve hadiselerin, karşılaştığımız sıkıntı ve zorlukların açıklama ve çözümünün velhasıl dünya ve âhiret saadetinin bir anahtarıdır bir fihristidir. Tüm Risâle-i Nur eserlerinde olduğu gibi Sekizinci Söz’ün de bir fihristesi vardır ve öğrenme tekniği bakımından da özetleri okumak önemli bir metottur. Şahsım adına fihristler genelde ihmal ettiğimiz bölümlerdir. Meselâ bu bölümde “Suhuf-u İbrahim’de aslı bulunan güzel ve parlak bir temsil” ifadesini yıllar sonra fark etmiştim. |
İnsan neden yaratildi?
Meleklerin mükemmel ibadetlerine karşılık, sönük ve hatalarla dolu bir ubudiyetten başka birşey elinden gelmeyen insan, neden yaratılmıştır? İbadetleri mükemmel bile olsa yaratılmasına neden ihtiyaç duyulmuştur?
İNSAN VAROLUŞU GEREĞİ kendi varlığını, çevresini sorgulayan ve sorgulamalarına bir cevap bulamadığı sürece tatmin olamayan bir yaratılışa sahiptir. Kendisini varlık âlemine gönderen Zât’ı tanıdığı ve bu sınırlı hayatın içerisinde neden var olduğunu tanımlayabildiği ölçüde bir huzura kavuşabilir.
“Nereden geliyorum, nereye doğru gidiyorum?” gibi temel sorularına cevaplar ararken, çevresindeki diğer varlıkların sundukları ipuçlarını kullanabildiği için, aradığı cevaplara ulaşması ve bu cevapları sınaması bir derece daha kolaydır. Ancak, kendi hayatını anlamlandırmak için sormak zorunda kaldığı “Ne için varım? Varlığımı anlamlandıran gerçek nedir?!” tarzındaki sorgulamalarında, çevresindeki mahlûkatın varlığını anlamlandıran cevaplarla yetinmesi mümkün değildir
“Atatürk! Türkün Atası, Türk milletine Cumhuriyeti bağışlayan, onu yoktan var eden altın saçlı mavi gözlü ilah!” desem,
Bu, Atatürk’e ne katar, Atatürkçülüğe ne katar, Türk milletine ne katar, cumhuriyet değerlerine ne katar, tarihe ne katar?
Hiçbir şey!. Sadece ben, yalancılık ve pespaye bir yağcılık vasfı kazanmış olurum!
-Peki Atatürk bu cumhuriyetin kurucusu değil mi?
-Elbette!
“Ama cumhuriyet onun eseridir, bizi yalnızca o kurtardı, o olmasaydı biz bir halt olamazdık” gibi yağcılık ve yalakalıklara sanırım Mustafa Kemal de itibar etmezdi. Devamını oku »
İftira utancı
İstanbul İlim ve Kültür Vakfının tertiplediği 8. Bediüzzaman Sempozyumu başarıyla tamamlandı. Dünyanın dört bir köşesinden 90 bilim adamının katılımıyla gerçekleşen sempozyumu Türkiye’de 10 bini aşkın insan takip etti.
Sempozyumun konusu adaletti. Bu ana başlık altında Müslüman ve gayrimüslim bilim adamları, Risale-i Nur’un konuya yaklaşımını çeşitli açılardan analiz ve müzakere ettiler. Bir bölümü veya özetleri kitapçıklar halinde yayınlanan tebliğlerin tam metinleri ve oturumlarda yapılan müzakerelerin zabıtları da herhalde neşredilerek ilim ve fikir mahfillerine ulaştırılacak. Devamını oku »