Sual: Mu’tezile imamları, şerrin icadını şerr telakki ettikleri için, küfür ve dalaletin hilkatini Allah’a vermiyorlar. Güya onunla Allah’ı takdis ediyorlar. ‘Beşer kendi ef’alinin hâlıkıdır’ diye dalalete gidiyorlar.

Elcevap: Kader Risalesi’nde izah edildiği gibi: Halk-ı şerr, şerr değil; belki kesb-i şerr, şerdir. Çünki halk ve icad; umum neticelere bakar. Bir şerrin vücudu, çok hayırlı neticelere mukaddeme olduğu için, o şerrin icadı, neticeler itibariyle hayır olur, hayır hükmüne geçer. Meselâ: Ateşin yüz hayırlı neticeleri var. Fakat bazı insanlar sû’-i ihtiyarıyla ateşi kendilerine şerr yapmakla ‘Ateşin icadı şerdir’ diyemezler. Devamını oku »

Birgün yanıma parlak birkaç genç geldiler. Hayat ve gençlik ve hevesât cihetinden gelen tehlikelerden sakınmak için tesirli bir ihtar almak isteyen bu gençlere, ben de, eskiden Risâle-i Nur’dan meded isteyen gençlere dediğim gibi, dedim ki:
Sizdeki gençlik katiyen gidecek. Eğer siz daire-i meşrûada kalmazsanız, o gençlik zâyi olup başınıza hem dünyada, hem kabirde, hem âhirette kendi lezzetinden çok ziyâde belâlar ve elemler getirecek. Eğer terbiye-i İslâmiye ile, o gençlik nimetine karşı bir şükür olarak, iffet ve nâmusluluk ve tâatte sarf etseniz, o gençlik mânen bâkî kalacak ve ebedî bir gençlik kazanmasına sebep olacak.
Hayat ise, eğer imân olmazsa veyahut isyan ile o imân tesir etmezse, hayat zâhirî ve kısacık bir zevk ve lezzetle beraber, binler derece o zevk ve lezzetten ziyâde elemler, hüzünler, kederler verir. Çünkü insanda akıl ve fikir olduğu için, hayvanın aksine olarak hazır zamanla beraber geçmiş ve gelecek zamanlarla da fıtraten alâkadardır.

Devamını oku »

16
Ağu

Ahirzamandaki musîbetzede genç

   Yazan: admin   Kategori Risale-i nur

Her zamanın bir hükmü var. Şu gaflet zamanında musibet şeklini değiştirmiş. Bazı zamanda ve bazı eşhasta belâ, belâ değil, belki bir lûtf-u İlâhîdir. Ben şu zamandaki hastalıklı sair musibetzedeleri-fakat musibet dine dokunmamak şartıyla-bahtiyar gördüğümden, hastalık ve musibet aleyhtarı bulunmak hususunda bana bir fikir vermiyor. Ve bana, onlara acımak hissini iras etmiyor. Çünkü, hangi bir genç hasta yanıma gelmişse, görüyorum, emsallerine nisbeten bir derece vazife-i diniyeye ve âhirete karşı merbutiyeti var. Ondan anlıyorum ki, öyleler hakkında o nevi hastalıklar musibet değil, bir nevi nimet-i İlâhiyedir. Çünkü, çendan o hastalık onun dünyevî, fâni, kısacık hayatına bir zahmet iras ediyor, fakat onun ebedî hayatına faydası dokunuyor. Bir nevi ibadet hükmüne geçiyor. Eğer sıhhat bulsa, gençlik sarhoşluğuyla ve zamanın sefahetiyle, elbette hastalık hâletini muhafaza edemeyecek, belki sefahete atılacak.
Bediüzzaman Said Nursî, Lem’alar

12
Ağu

Risale-i Nur Nedir?

   Yazan: admin   Kategori Risale-i nur

İnsanlığın kültür tarihinde edebiliği, belağatı, fesahatı, zengin dili bakımından doruk noktalara ulaşmış binlerce eser arasında, en başta geleni ve en zengini; insanlığın ilim tarihinde kaleme alınmış olunan en çok okunan kitaplar arasında, en çok okunanı ve akılları ve gönülleri hızla etkileyen eseri; yüzyılımızda yazılan eserler içinde, sadece bu zamanı değil, 1500 yıllık zamanı içine alan ve gelecek asra da seslenen, hurafeleri ve dinde olmayan her şeyi izale eden, hiç bir meseleyi muallakta bırakmayıp izhar eden ve en derin kapalı konulara herkesin anlayacağı biçimde inen ve onları açan en tesirli kitap; İslâm tarihinde nakilcilikten ayrı olarak, ilk kez, direkt İlahi feyizle ve Kur’ân’dan alınan ilhamla ve manevi hallerin ufuğundan kainata bakılarak yazılan tek eser olan Risale-i Nur, asrımızın ve gelecek asırların en tesirli kurtuluş reçetesidir. Çünkü bütün programı ve amacı, bütün insanlığın imanını selamete kavuşturmak ve insanlığın dünyaya gönderiliş gayesi olan kulluğu yaşatmaktır.

“Hz. Mevlâna benim zamanımda gelseydi, Risâle-i Nur’u; ben onun zamanında gelseydim, Mesnevî’yi yazardım. Onun hizmeti Mesnevî tarzındaydı, şimdi ise Risâle-i Nur tarzındadır.”
Bediüzzaman Said Nursî’ye ait olan bu söz, onun hayatının en büyük meyvesi olan Risâle-i Nur Külliyatı’nın niçin telif edildiğini ve hangi ihtiyaçlara cevap verdiğini özlü bir şekilde ifade etmektedir. Çağımızın özelliklerini tahlil ve mânevî hastalıklarını teşhis eden Bediüzzaman, “Zaman imânı kurtarmak zamanıdır” formülü çerçevesinde kaleme aldığı Risâle-i Nur’la, bu zamanın mânevî ihtiyaçlarına tatminkâr cevaplar veren bir imân hazinesini ortaya koymuştur.
Zaman neden imânı kurtarmak zamanıdır?
Çünkü çağımızda imân, eski devirlerde görülmemiş hücum ve taarruzlarla karşı karşıyadır. Eskiden toplumda büyük ölçüde teslimiyete dayalı bir görüş hâkimdi. O itibarla, büyük zâtların sözleri delilsiz olsa bile kabul ediliyordu. Bugün ise materyalist görüşlerin yaygın hale gelmesi sebebiyle, imânı tehdit eden şüpheler birçok zihni meşgul edecek seviyeye ulaşmıştır. Asırlardır Kur’ân aleyhine yığılagelen şüphe, itiraz ve evhamlar, bu asrın çalkantıları içinde yol bulup, çağın modern imkanları da kullanılarak birçok insana mal edilebilmiştir. İşte Bediüzzaman Said Nursî, bu gelişmelerin, Müslümanların imânını dahi tehlikeye sokacağını görerek, bir sel gibi gelen inançsızlık telkinleri karşısında, doğrudan doğruya Kur’ân’dan ilhâm alıp Risâle-i Nur’u telif ederek sağlam bir set inşa etmekte başarılı olmuştur.
Bu eserlerde, her insanın zihnini meşgul eden, “Ben kimim? Nereden geldim? Nereye gidiyorum? Bu dünyadaki vazifem nedir?” sorularına doyurucu açıklamalar getirilmekte; başta Allah’a imân olmak üzere bütün imân esasları izah ve ispat edilmekte; bu konularda fen ve felsefe kaynaklı şüphe ve sorular ikna edici bir üslûpla cevaplandırılmakta; ilimle dinin uzlaşmaz olduğu iddiası çürütülmekte, ilme din nâmına sahip çıkılmakta; İslam’ı dejenere maksadıyla girişilen tahrifatçı tahrip teşebbüsleri boşa çıkarılmakta; maddeci anlayışa bina edilen medeniyetin insanlığı sürüklediği manevi buhranlar, Kur’ân’ın tevhid ve haşir gibi geniş hakikatlerine dair aklı doyuran, ruhu okşayan ve kalbi tatmin eden tatlı izahlarla tedavi edilmekte; ruhun ve kalbin çalışmamasından doğan sıkıntıların sürüklediği zevk, eğlence ve yasak şeylere düşkünlük ve başıboşluk hâli, Kur’ân mesajıyla ortadan kaldırılmaktadır.
Günümüz insanına hitap eden Kur’ân yorumunu, en mükemmel şekliyle Risâle-i Nur’da bulmak mümkündür. Bu yorum, “ruh-u aslî”yi bozmaz ve asrın idrakine uygun izahları içerir. Risâle-i Nur, Kur’ân’ın bu asra bakan mesajını anlayıp yorumlama konusunda “tecdid” vazifesini yerine
getirmiştir.

Sayfa 4 toplam 6«123456»

 domain