Günümüzde değil; hiçbir devirde ve hiçbir çağda sahabelere yetişilmez; sahabe gibi olunmaz. Fakat her çağda ve her zamanda sahabeler örnek alınırlar, model alınırlar.
Üstad Bedîüzzaman Hazretlerinin ifadesiyle, peygamberlerden sonra insanoğlunun en faziletlileri Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm’ın sahabeleridir. Sahabelerin mertebesine hiçbir şekilde yetişilmez. Çünkü onlar Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm’ı “peygamber” olarak görmüşler, iman etmişler ve “sohbeti” ile müşerref olmuşlardır. Peygamber sohbeti onlara, sair evliyanın senelerle seyr ü sülûkla elde ettikleri feyze ve nura, “bir dakikada” ulaştıran bir mertebe ve yükseliş vermiştir.1 Devamını oku »
1- Dünyadaki takdirler ve taksimler, nasipler ve kısmetler, belâlar ve musibetler nasıl bizi yaptıklarımızla rehin alıyorsa, nasıl bir adalet-i İlâhiye gereği tecellî ediyorsa, nasıl başımıza ne gelse Yüce Yaratıcımızın uygulamaları ve icraatları olarak hiçbirisinde zulüm ve haksızlık söz konusu olmuyorsa, kabir hayatında da, berzah hayatında da zulüm ve haksızlık yoktur, adaletsizlik ve hukuksuzluk söz konusu değildir. Eğer kabirde azap varsa, bu hiç şüphesiz Allah’ın Adl, Hâkim ve Hak isimlerinin tecellisi ile olur ve hiç kimseye zulüm yapılmaz! Kur’ân’ın kabir hayatını uykuya benzetmesi kabir azabının olmadığını göstermez. Dünya uykusunda bile bir rüya faslı var, biliyorsunuz. Devamını oku »
Ölüm, bizi berzah hayatına alan bir vasıtadan ibarettir. Berzah hayatı, dünya ile âhiret arası ruhanî bir hayattır. Bu ruhânî hayatta, dünyada en fazla kendimizi neye adamış isek, bunun bir yansıması veya görüntüsü içinde âhiret hayatını bekleriz. Âhiret hayatı, Kıyâmet Günü vâki olacağı vaad edilen ve bizim âmentü’müzde “Ba’sü ba’de’l-mevt” dediğimiz dirilişle, yani ihyâ ile, yani hayatın ve cismâniyetin iâdesi ile ve hemen ardından Mahkeme-i Kübrâ ile başlayacaktır. Bu büyük mahkemeden sonra insanoğlu kendisine biçtiği âleme doğru yönelecek ve artık hayat Allah’ın izniyle ebediyete kadar akıp gidecektir. Devamını oku »