Gençlik gitmişse, “Dem bu dem, fırsat bu fırsat, maddî gençliği zayi etmişsem mânevî bir gençlik ve zindeliği kazandıracak bir âb-ı hayat menbaını buldum” diyerek bir kenara çekilmelidir. Hayat-ı içtimaiyede iseniz günlük hayatınızın en az birkaç saatini berrak ab-ı hayat pınarı olan Nur Risalelerini okumaya ayırmalı ve bunda zevk ve şevkle sebat etmelidir.
Her yaşta ve gençlikte cemiyet içinde hayırlı dostlar ve âhiret kardeşleri arandığı gibi, kitaplar âleminde de dolaşmalı; fakat Nur Risaleleri gibi ebedî dostlar bulunup, seçilip ona sarılınca, artık onlarla başbaşa kalmalıdır.
Kur’ân-ı Mucizu’l-Beyandan lemean eden bu imanî ve İslâmî eserlerle; kalben, aklen ve ruhen tenevvür etmek, hakaik-i imaniyeyi dem ve damarlarımıza nüfus ettirircesine İlâhî bir aşk ve cehdle onları okumak, tahkikî imanın ve yakînî ilmin aşinası olmak, bir ömrü zengin, engin ve mesut kılmaya yeter.
Günlük hadisatın alâkadarlığı ile vakitlerimizi öldürmeyelim. Kendimizi küçük kitapların seli altında boğulmaya bırakmayalım.
Şaheser denilen kitapların sayısı o kadar çok ki, onların hepsini tanımaya imkan olmayacak.
Asrımızın dehşetli tehlikeleri içinde boğuşmakta olan beşeriyette, akıl, kalp ve ruhumuzun gıdasını arayıp bulmakta ve seçmekte son derece dikkat ve hassasiyet gösterelim, ibret alalım, düşünelim.
Bize iki cihan saadetini temin eden en lâzım ve elzem olan, ihtiyacımıza cevap verecek eserleri evvela ve en başta okumamızın bugün kat’î bir ihtiyaç olduğunu mülahaza edelim.
Zamanın imtihanından geçmiş, yüzlerce ince eleklerle elenmiş, bütün şaibelerden müberra olduğu aşikar olmuş Nur Risalelerinde bütün bu hususiyetlerin mevcut olduğunu görelim.