Bedîüzzaman’ın ilmî şahsiyeti de, islam âleminde ve Türkiye dışında bütün dünyada tam olarak takdir edildiği halde, Türkiye’de özellikle ilim adamları çevresinde yeterince tanınmamıştır. Bunda, yapılan menfî propagandaların tesiri büyüktür. Bir zamanlar, ilâhiyât öğretim üyelerinin Doç. yahut Prof. olabilmeleri için, Bedîüzzaman ve onun 6.000 küsur sayfayı bulan Risâle-i nur adlı eserleri aleyhinde konferans yahut makale bulunması şartı arandığını, hâdiseyi yaşayan hocalarımız anlatmaktadır. Eserlerinin bir çoğu, başta Arapça, İngilizce, Almanca ve Urduca gibi ona yakın lisana tercüme edilen ve hakkında Avrupa’da ve islam âleminde doktora tezleri yapılan bir dahi hakkında, Türk ilim çevresinin bîgâne kalması elbette ki üzücüdür. Devamını oku »
1293 Rumi ve 1876 miladî yılında Bitlis’in Hizan kazâsının Nurs Köyünde dünyaya gelen, 22 Mart 1960 tarihinde Urfa’da dar-ı bekâya intikal eden Bedîüzzaman gibi 80 kusur sene dolu bir hayat yaşamış bir dahi ve müceddid hakkında, bu kısa yazı içerisinde doyurucu bir şeyler söylememizi bizden beklememelisiniz. Ancak “bir şey tamamen elde edilemese de, tamamıyla da terkedilmemeli” kâidesince, denizden bir katre mesâbesinde, ba’zı hakikatleri burada ifade etmek istiyorum. Söyleyeceklerimizi ana başlıklarıyla özetleyeceğiz: Devamını oku »
Önceki yazılarımızda cemaatlerin sosyolojik açıdan, “Daire, zincir, tekerlek ve Y” olmak üzere dört temel gruba ayrıldığını; “daire” sistemi ile yapılanan cemaatte lider bulunmadığını nazara vermiştik.
İslâmın özüne, Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat’in ruhuna sadık kalınarak, fakat, en modern, en çağdaş gelişmeler ışığında teşekkül ettirilen Nur cemaatinin hiyerarşik düzeni ve çalışma sistemi gayet nettir. Tarikat veya liderlik sistemiyle çalışan diğer cemaatlerdeki gibi dünyevî makamlar olmadığından bu noktalarda herhangi bir dahilî mücadele yaşanmaz. (Sıkıntılar, fikir ve uygulamaya dair veya maddî müesseselerde çıkar.)
Devamını oku »
Yazan: admin Kategori İnsan
Cennet nimetleri Cennette, herkes için umumîdir. Cennette ayrılık gayrılık yoktur; Cenâb-ı Hakk’ın ikram ve ihsanı, insanların kadın veya erkek olmalarına göre değil; amellerine ve aldıkları mânevî derecelere göre sonsuzluk arz eder. Cenâb-ı Hak şöyle buyurur: “Allah: ‘Ey kullarım! Bu gün size korku yoktur! Artık siz üzülmeyeceksiniz de!’ der. Bunlar, âyetlerimize iman etmiş ve kendilerini Bize vermişlerdir. Şöyle denir: ‘Siz de, eşleriniz de sevinç ve ikrama boğulmuş olarak Cennete girin!’ Onlar için altın kadehler ve tepsiler dolaştırılır. Orada, canlarının her istediği şey, gözlerinin her hoşlandığı şey vardır! Siz orada ebedî kalacaksınız! İşte Cennet budur! Amellerinize karşılık size miras bırakılmıştır! Orada sizin için bol yemiş vardır. Onlardan yersiniz!”1
Devamını oku »