<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<!-- generator="wordpress/2.2.1" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>Nurcity</title>
	<link>http://www.nurcity.com</link>
	<description>İslami içerikli, sosyal, siyasal, güncel ve teknik konularda bilgi ve fikir telakkisi yapılabilen guncel bir web gunlugu</description>
	<pubDate>Wed, 09 Apr 2008 12:25:07 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.2.1</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Ruh gerçeği</title>
		<link>http://www.nurcity.com/ruh-gercegi-220.html</link>
		<comments>http://www.nurcity.com/ruh-gercegi-220.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Apr 2008 12:25:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurcity.com/ruh-gercegi-220.html</guid>
		<description><![CDATA[Ruhun ne olduğu Resûlullah Efendimiz’e (asm) sorulmuş; Allah Resûlü (asm) soruyu vahye havale etmiş ve Cenâb-ı Hak’tan şu vahiy gelmiştir: “Sana ruhtan sorarlar. De ki: Ruh Rabb’imin emrindendir. Size o ilimden ancak az bir şey verilmiştir.”1
Bize ruh bilgisinden az bir şey verildiği bildirildiğine göre, ruhla ilgili elde ettiğimiz bilgilerle yetinmemizde fayda var. Yukarıdaki âyeti tefsir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify">Ruhun ne olduğu Resûlullah Efendimiz’e (asm) sorulmuş; Allah Resûlü (asm) soruyu vahye havale etmiş ve Cenâb-ı Hak’tan şu vahiy gelmiştir: “Sana ruhtan sorarlar. De ki: Ruh Rabb’imin emrindendir. Size o ilimden ancak az bir şey verilmiştir.”1</p>
<p align="justify">Bize ruh bilgisinden az bir şey verildiği bildirildiğine göre, ruhla ilgili elde ettiğimiz bilgilerle yetinmemizde fayda var. Yukarıdaki âyeti tefsir ederken ruhun tanımı üzerinde Bedîüzzaman Saîd Nursî (ra) önemle durur. Der ki: “Ruh; zîhayat, zîşuur, nurânî, vücûd-u haricî giydirilmiş, câmî, hakîkattar, külliyet kesb etmeye müstaid bir kânun-u emridir.”2</p>
<p align="justify">Tanımdan yürümeye çalışalım: Ruh hayat sahibidir. Ruh şuur sahibidir. Ruh nuranîdir. Ruha vücûd-u haricî giydirilmiştir. Yani, bu İlâhî emre, haricî bir hüviyet ve mahiyet kazandırılmıştır, hususî bir kapsamlılık ve bütünlük verilmiştir. </p>
<p> <a href="http://www.nurcity.com/ruh-gercegi-220.html#more-220" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurcity.com/ruh-gercegi-220.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Meleklerde ve ruhlarda tefekkür</title>
		<link>http://www.nurcity.com/meleklerde-ve-ruhlarda-tefekkur-219.html</link>
		<comments>http://www.nurcity.com/meleklerde-ve-ruhlarda-tefekkur-219.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Apr 2008 12:21:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Risale-i nur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurcity.com/meleklerde-ve-ruhlarda-tefekkur-219.html</guid>
		<description><![CDATA[Meleklere iman, İslâmiyet’in iman esaslarından ikincisidir. Yerler ve gökler meleklerle doludur. Bedîüzzaman Hazretlerinin ifadesiyle; yeryüzünün küçüklüğüyle birlikte hayat ve şuur sahibi mahlûklarla cıvıl cıvıl doldurulmuş âdeta bir hayvanlar mahşeri hüviyetinde olması, ulvî ve yüksek burçlar sahibi olan gökyüzünün de hayat, şuur ve idrak sahibi mahlûklarla dolu olduğunu bize gösteriyor.
Bediüzzaman Hazretlerine göre, adına ister melâikeler diyelim, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify">Meleklere iman, İslâmiyet’in iman esaslarından ikincisidir. Yerler ve gökler meleklerle doludur. Bedîüzzaman Hazretlerinin ifadesiyle; yeryüzünün küçüklüğüyle birlikte hayat ve şuur sahibi mahlûklarla cıvıl cıvıl doldurulmuş âdeta bir hayvanlar mahşeri hüviyetinde olması, ulvî ve yüksek burçlar sahibi olan gökyüzünün de hayat, şuur ve idrak sahibi mahlûklarla dolu olduğunu bize gösteriyor.</p>
<p align="justify">Bediüzzaman Hazretlerine göre, adına ister melâikeler diyelim, ister ruhanîler diyelim; o şuur, idrak ve hayat sahibi mahlûklar, insanlar ve cinler gibi şu âlem sarayının seyircileri, okuyucuları ve Rubûbiyet saltanatının dellâllarıdırlar. Çünkü kâinat denilen bu âlem sarayı had ve hesaba gelmeyen güzellikler, süslemeler ve nakışlarla donatılmıştır.</p>
<p> <a href="http://www.nurcity.com/meleklerde-ve-ruhlarda-tefekkur-219.html#more-219" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurcity.com/meleklerde-ve-ruhlarda-tefekkur-219.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Safer ayı</title>
		<link>http://www.nurcity.com/safer-ayi-218.html</link>
		<comments>http://www.nurcity.com/safer-ayi-218.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Apr 2008 12:18:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Risale-i nur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurcity.com/safer-ayi-218.html</guid>
		<description><![CDATA[Safer ayı, Hicrî ayların ikincisidir. Hicrî ayların birincisi, bildiğiniz gibi Muharrem ayı idi ve içinde aşûrâ günü vardı. Üçüncüsü ise, Rebî’ül-Evvel ayıdır ve bu ayın 12. Gecesinde Kâinatın Efendisi Sevgili Peygamberimiz (asm) arzımıza, aramıza ve gönlümüze teşrif etti.
Hicrî takvimde bazı ayların ve günlerin; gerek içinde teşri kılınan ibadetler, gerekse bir kudsî tarihin unvanı olmaları hasebiyle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify">Safer ayı, Hicrî ayların ikincisidir. Hicrî ayların birincisi, bildiğiniz gibi Muharrem ayı idi ve içinde aşûrâ günü vardı. Üçüncüsü ise, Rebî’ül-Evvel ayıdır ve bu ayın 12. Gecesinde Kâinatın Efendisi Sevgili Peygamberimiz (asm) arzımıza, aramıza ve gönlümüze teşrif etti.</p>
<p align="justify">Hicrî takvimde bazı ayların ve günlerin; gerek içinde teşri kılınan ibadetler, gerekse bir kudsî tarihin unvanı olmaları hasebiyle mukaddes tanındığı biliniyor. Meselâ Recep, Şaban ve Ramazan ayları, nafile ve farz ibadetlerin içerisinde teşri kılındığı üç ibâdet ayı olarak bilinir; bu aylardan bilhassa Ramazan ayı ve bu ay içindeki Kadir Gecesi Kur’ân’da da ifâdesini bulur; diğer ikisi de muhtelif nafile ibâdetler için münbit birer zemin teşkil ettiği, sahih hadislerde beyan edilir</p>
<p> <a href="http://www.nurcity.com/safer-ayi-218.html#more-218" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurcity.com/safer-ayi-218.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Birinci Ağabeyi anarken</title>
		<link>http://www.nurcity.com/birinci-agabeyi-anarken-217.html</link>
		<comments>http://www.nurcity.com/birinci-agabeyi-anarken-217.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Apr 2008 18:47:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Risale-i nur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurcity.com/birinci-agabeyi-anarken-217.html</guid>
		<description><![CDATA[Hassâsiyet!..
Beşerî bir haslettir bu hâl ve hareket.
İnsanların, günlük hayatta vuku bulan bazı hadiseler karşısında dikkatli hareket etmeleri, itinalı davranmaları, duyarlı olmaları, ihtimam göstermeleri şeklinde tezahür eder.
İnsanlar, genellikle hassas mizaçlı kişilerin bulunduğu yerlerde normal zamanlardan daha dikkatli hareket etmeye, işlerini itina ile yapmaya hassasiyet gösterirler. Hâsıl olan neticeden de herkes memnun kalır.
Her ne kadar zaman zaman [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hassâsiyet!..</p>
<p>Beşerî bir haslettir bu hâl ve hareket.</p>
<p>İnsanların, günlük hayatta vuku bulan bazı hadiseler karşısında dikkatli hareket etmeleri, itinalı davranmaları, duyarlı olmaları, ihtimam göstermeleri şeklinde tezahür eder.</p>
<p>İnsanlar, genellikle hassas mizaçlı kişilerin bulunduğu yerlerde normal zamanlardan daha dikkatli hareket etmeye, işlerini itina ile yapmaya hassasiyet gösterirler. Hâsıl olan neticeden de herkes memnun kalır.</p>
<p>Her ne kadar zaman zaman bazı müteheyyic fıtratlı kişilerde zaaf hâlini alarak aşırı alınganlık sebebiyle asabî hareketlerin yapılmasına sebep olsa da bir işin mükemmel yapılması veya insanın kemâle ermesi için hassasiyetin behemehal yaşanması gerekir.</p>
<p>Fakat bu yaşayış mâkul ölçülerde olmalıdır. Zîra insan, hayatında hassasiyet hissine pek yer vermediği zaman gabîleşir. Hadiseler karşısında çok fazla hassas hareket edildiği takdirde ise asabîleşir.  <a href="http://www.nurcity.com/birinci-agabeyi-anarken-217.html#more-217" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurcity.com/birinci-agabeyi-anarken-217.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Şahs-ı manevî ile veliyy-i kâmil sırrına ulaşmak</title>
		<link>http://www.nurcity.com/sahs-i-manevi-ile-veliyy-i-kamil-sirrina-ulasmak-216.html</link>
		<comments>http://www.nurcity.com/sahs-i-manevi-ile-veliyy-i-kamil-sirrina-ulasmak-216.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Apr 2008 18:43:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Makale]]></category>

		<category><![CDATA[Hadis]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurcity.com/sahs-i-manevi-ile-veliyy-i-kamil-sirrina-ulasmak-216.html</guid>
		<description><![CDATA[Dinimiz, hep âyet ve hadislerinde birlik, beraberlik, tesanüd ve dayanışma içinde, tek ruh, tek yürek, tek bilek olmayı emreder. Mü’minler birbirinin gören gözü, işiten kulağı, düşenen aklı olacaklardır. Birinin sevinciyle diğeri de sevinecek, birinin üzüntüsünü diğeri de üzüntü edinecektir. “Ben” yoktur, “Biz” vardır aralarında.
Mü’minler bu hakikatlere ayna ve mazhar oldukları ölçüde yükselir ve huzur bulurlar.
Dinin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dinimiz, hep âyet ve hadislerinde birlik, beraberlik, tesanüd ve dayanışma içinde, tek ruh, tek yürek, tek bilek olmayı emreder. Mü’minler birbirinin gören gözü, işiten kulağı, düşenen aklı olacaklardır. Birinin sevinciyle diğeri de sevinecek, birinin üzüntüsünü diğeri de üzüntü edinecektir. “Ben” yoktur, “Biz” vardır aralarında.</p>
<p>Mü’minler bu hakikatlere ayna ve mazhar oldukları ölçüde yükselir ve huzur bulurlar.</p>
<p>Dinin önemini kavramamış, dine bağlılıkla Allah katında değer ve makam kazanmanın farkında olmayan bir insana bunları nasıl anlatacaksınız? En büyük makam ve mertebenin Allah’ın rızası, hoşnutluğu olduğunu ve O&#8217;nun sevgili, velî bir kulu olmanın anlamını bilen bir insan için ise bu gerçek, hiç de ihmal edilmemesi gereken bir nokta olarak karşısına çıkar.  <a href="http://www.nurcity.com/sahs-i-manevi-ile-veliyy-i-kamil-sirrina-ulasmak-216.html#more-216" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurcity.com/sahs-i-manevi-ile-veliyy-i-kamil-sirrina-ulasmak-216.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Cennetten özel bir saray siparişi</title>
		<link>http://www.nurcity.com/cennetten-ozel-bir-saray-siparisi-215.html</link>
		<comments>http://www.nurcity.com/cennetten-ozel-bir-saray-siparisi-215.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Apr 2008 18:40:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[İbadet]]></category>

		<category><![CDATA[Risale-i nur]]></category>

		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurcity.com/cennetten-ozel-bir-saray-siparisi-215.html</guid>
		<description><![CDATA[Ebû Musa’nın (r.a.) rivayet ettiği hadis-i şerife göre Efendimiz (asm), Cenâb-ı Haktan naklederek buyurmuşlardır ki: “Bir kulun çocuğu öldüğü zaman Cenâb-ı Hak meleklerine, ‘Kulumun biricik evlâdının ruhunu aldınız mı?” diye sorar. Melekler, “Evet” derler.
Cenâb-ı Hak, “Demek kulumun ciğerparesinin ruhunu aldınız” buyurur.
“Evet.”
“Peki, kulum ne dedi?”
“Sana hamd etti ve ‘İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi raciûn=Biz Allah’tan geldik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ebû Musa’nın (r.a.) rivayet ettiği hadis-i şerife göre Efendimiz (asm), Cenâb-ı Haktan naklederek buyurmuşlardır ki: “Bir kulun çocuğu öldüğü zaman Cenâb-ı Hak meleklerine, ‘Kulumun biricik evlâdının ruhunu aldınız mı?” diye sorar. Melekler, “Evet” derler.</p>
<p>Cenâb-ı Hak, “Demek kulumun ciğerparesinin ruhunu aldınız” buyurur.</p>
<p>“Evet.”</p>
<p>“Peki, kulum ne dedi?”</p>
<p>“Sana hamd etti ve ‘İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi raciûn=Biz Allah’tan geldik ve Ona dönüyoruz’ dedi.” Bunun üzerine Cenâb-ı Hak şöyle buyurur: “Öyleyse kulum için Cennette bir saray yapın ve adını da hamd Sarayı koyun.”1  <a href="http://www.nurcity.com/cennetten-ozel-bir-saray-siparisi-215.html#more-215" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurcity.com/cennetten-ozel-bir-saray-siparisi-215.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Said Nursi DTP itibarına mı kaldı?</title>
		<link>http://www.nurcity.com/said-nursi-dtp-itibarina-mi-kaldi-214.html</link>
		<comments>http://www.nurcity.com/said-nursi-dtp-itibarina-mi-kaldi-214.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 Apr 2008 21:18:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Risale-i nur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurcity.com/said-nursi-dtp-itibarina-mi-kaldi-214.html</guid>
		<description><![CDATA[Risale-i Nur, onu tetkik edenlerin çok iyi bildiği gibi çok katmanlı bir dile sahip…
Değil bakış açısına göre anlam değişmesi, aynı bakış açısı ile yaklaşıldığında bile, mana her zaman aynı kıyafet ile ortaya çıkmaz.
Dolayısıyla, birilerinin ondan ‘evrensel’ bir açılım, bir diğerinin ‘yerel’ bir yaklaşım türetmesi pek de yadırganmaz. Bu, onun aynı anda iç içe geçmiş mana [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Risale-i Nur, onu tetkik edenlerin çok iyi bildiği gibi çok katmanlı bir dile sahip…</p>
<p>Değil bakış açısına göre anlam değişmesi, aynı bakış açısı ile yaklaşıldığında bile, mana her zaman aynı kıyafet ile ortaya çıkmaz.</p>
<p>Dolayısıyla, birilerinin ondan <strong>‘evrensel’</strong> bir açılım, bir diğerinin <strong>‘yerel’</strong> bir yaklaşım türetmesi pek de yadırganmaz. Bu, onun aynı anda iç içe geçmiş mana katmanlarını ve lisanları bünyesinde barındırıyor olmasından kaynaklanır…</p>
<p>Bu açıdan Fethullah Gülen Hareketi, Nur hareketinin haricinde düşünülemeyeceği gibi, “Said Nursi, Kürt’tür ve Kürt davasına destek vermiştir” diyenlerin de Risale-i Nurdan iddialarına destek bulmaları mümkündür.</p>
<p>Risale-i Nur gibi, semavi metnin (Kur’an’ın) kaynağından doğup beslenen metinler, sadece anlam aktarmakla yetinmezler. Teşbih, temsil, mecaz ile birlikte alegorik (müteşâbih) ifadeler de barındırdıkları için, bu tür metinler muhataplarıyla; hem mana, hem meal, hem tefsir, hem tabir, hem tevil, hem işaret, hem remiz, hem ima hem de tevafuk dili ile konuşurlar.  <a href="http://www.nurcity.com/said-nursi-dtp-itibarina-mi-kaldi-214.html#more-214" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurcity.com/said-nursi-dtp-itibarina-mi-kaldi-214.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Zan</title>
		<link>http://www.nurcity.com/zan-212.html</link>
		<comments>http://www.nurcity.com/zan-212.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Feb 2008 08:56:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Makale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurcity.com/zan-212.html</guid>
		<description><![CDATA[* “Zandan sakının. Çünkü zan, insanın içinden geçen en yalan şeydir. İnsanların gizli yönlerini araştırmayın, ayıplarını öğrenmeye çalışmayın, birbirinize karşı üstünlük yarışına girmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize karşı kin beslemeyin, birbirinize sırt çevirmeyin. Ey Allah’ın kulları kardeş olunuz.”1
* “Bir kimse Allah’ın belirlediği cezalardan birinin uygulanmaması için aracı olursa, bundan vazgeçinceye kadar Allah’ın gazabına hedef olmaya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify">* “Zandan sakının. Çünkü zan, insanın içinden geçen en yalan şeydir. İnsanların gizli yönlerini araştırmayın, ayıplarını öğrenmeye çalışmayın, birbirinize karşı üstünlük yarışına girmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize karşı kin beslemeyin, birbirinize sırt çevirmeyin. Ey Allah’ın kulları kardeş olunuz.”1</p>
<p align="justify">* “Bir kimse Allah’ın belirlediği cezalardan birinin uygulanmaması için aracı olursa, bundan vazgeçinceye kadar Allah’ın gazabına hedef olmaya devam eder. Bir kimse, hakkında bilgisi olmadığı bir dâvâda bir Müslüman kardeşine aşırı kin duyarsa, o kişinin hakkı konusunda Allah ile çekişmiş olur, Allah’ın gazabına maruz kalmak için aşırı bir cür’etkârlık göstermiş olur ve kıyamet gününe kadar sürekli Allah’ın lânetine uğrar. Bir kişi dünyada iken kötülemek gayesiyle bir Müslüman kardeşi hakkında bir iftirayı yayarsa, Kıyamet Günü bu suçun cezasını çekinceye kadar ateşte asılı tutmak Allah’ın üzerine bir hak olur.”2</p>
<p> <a href="http://www.nurcity.com/zan-212.html#more-212" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurcity.com/zan-212.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Allah’ın isimleri ve derinlikler</title>
		<link>http://www.nurcity.com/allah%e2%80%99in-isimleri-ve-derinlikler-211.html</link>
		<comments>http://www.nurcity.com/allah%e2%80%99in-isimleri-ve-derinlikler-211.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Feb 2008 16:35:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Makale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurcity.com/allah%e2%80%99in-isimleri-ve-derinlikler-211.html</guid>
		<description><![CDATA[Risâle-i Nur, Allah’ın bin bir esmasıyla örülmüş bir gül goncası gibidir. Mevzular işlenirken Allah’ın isimleri referans alınır. Bahisler derinleştikçe Allah’ın isimlerinden istimdâd edilir. Manevî hazinelerin kapısı Allah’ın isimleriyle açılır. Ummanlarda, deryalarda AIlah’ın isimleriyle yüzülür. İslâm’ın atmosferinde, imanın ufkunda, vahyin verâsında, Kur’ân’ın semasında AIlah’ın isimleriyle uçulur. Hakkın ve hakîkatın kapısı AIlah’ın isimleriyle çalınır, açılır, Allah’ın izniyle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify">Risâle-i Nur, Allah’ın bin bir esmasıyla örülmüş bir gül goncası gibidir. Mevzular işlenirken Allah’ın isimleri referans alınır. Bahisler derinleştikçe Allah’ın isimlerinden istimdâd edilir. Manevî hazinelerin kapısı Allah’ın isimleriyle açılır. Ummanlarda, deryalarda AIlah’ın isimleriyle yüzülür. İslâm’ın atmosferinde, imanın ufkunda, vahyin verâsında, Kur’ân’ın semasında AIlah’ın isimleriyle uçulur. Hakkın ve hakîkatın kapısı AIlah’ın isimleriyle çalınır, açılır, Allah’ın izniyle girilir ve kapı girmek isteyenlere açık bırakılır. </p>
<p> <a href="http://www.nurcity.com/allah%e2%80%99in-isimleri-ve-derinlikler-211.html#more-211" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurcity.com/allah%e2%80%99in-isimleri-ve-derinlikler-211.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Hayatın ebedî cazibesi</title>
		<link>http://www.nurcity.com/hayatin-ebedi-cazibesi-210.html</link>
		<comments>http://www.nurcity.com/hayatin-ebedi-cazibesi-210.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Feb 2008 16:33:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Makale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurcity.com/hayatin-ebedi-cazibesi-210.html</guid>
		<description><![CDATA[Risâle-i Nur’un ekser yerinde hayatla vahdet birlikte ele alınır. Hatta vahdetin, yani Kâinat Hâlık’ının birliğinin en açık delillerinden birisi olarak hep hayat nazara verilir. Üstad Bedîüzzaman, hayatı bazen kâinatla, bazen risâletle, bazen Kur’ân vahyi ile ve bazen de tevhidle öylesine iç içe işler ki, bu kavramlar neredeyse kardeş olurlar veya biri diğerini ispatlar, ya da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify">Risâle-i Nur’un ekser yerinde hayatla vahdet birlikte ele alınır. Hatta vahdetin, yani Kâinat Hâlık’ının birliğinin en açık delillerinden birisi olarak hep hayat nazara verilir. Üstad Bedîüzzaman, hayatı bazen kâinatla, bazen risâletle, bazen Kur’ân vahyi ile ve bazen de tevhidle öylesine iç içe işler ki, bu kavramlar neredeyse kardeş olurlar veya biri diğerini ispatlar, ya da her birisi kâinatın bir büyük ruhu olarak Cenâb-ı Hakk’ın vahdaniyetine imza atarlar.</p>
<p align="justify">Bahsettiğiniz maddede yerküremizin hayvana benzediği, çünkü her yanından hayat fışkırdığı ve hayat emareleri gösterdiği; yumurta kadar küçülmesi halinde bir nev&#8217;î hayvan olacağı; ya da bir mikrop, yerküremiz kadar büyüdüğü takdirde aynen yerküremize benzeyeceği beyan edilir. Ve ardından, hayattan ruha intikal edilir. Yerkürenin hayatı varsa, ruhu da vardır. Çünkü yerküre boş değildir! Yerkürenin ve hatta kâinatın her bir küresinin öylesine akıllı, isabetli ve istikametli hareketleri ve davranışları vardır ki, hayat, ruh ve şuur bu küreler için de, koca âlem için de, dev kâinat için de öyle uzak ve ulaşılmaz şeyler değildir! Öyleyse, İlâhî emre titiz bir performans ile mazhar ve muhatap olan âlem, bir büyük insandan farksız olmalıdır! Nitekim âlem insan kadar küçülse, yıldızları insanın vücut zerreleri ve cevherleri hükmüne geçecek; kendisi de şuur sahibi bir canlı hüviyetini kazanacaktır! Allah’ın böyle hayat ve ruh cevheri taşıyan çok mahlûkatı vardır.1</p>
<p> <a href="http://www.nurcity.com/hayatin-ebedi-cazibesi-210.html#more-210" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurcity.com/hayatin-ebedi-cazibesi-210.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kardeşlik ibadeti</title>
		<link>http://www.nurcity.com/kardeslik-ibadeti-209.html</link>
		<comments>http://www.nurcity.com/kardeslik-ibadeti-209.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Feb 2008 16:29:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[İnsan]]></category>

		<category><![CDATA[Makale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurcity.com/kardeslik-ibadeti-209.html</guid>
		<description><![CDATA[Bediüzzaman Hazretlerinin bu sözü, iki milyar Müslüman’ın kanayan yarasına merhemdir: İnanç birliği, sosyal birlikteliği gerektirir demektir. Müslümanların her konuda birlik ve beraberlik içinde olmaları, ortak düşmana ortak tepki vermeleri, ortak problemlerini ortak katkılı çözümlerle aşmaları, ortak projeler üretmeleri, ortak işler yapmaları, emredilen, arzu edilen, olması gereken ve olmadığında kesinlikle çaresizlik getiren, gözyaşı getiren, düşmana boyun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify">Bediüzzaman Hazretlerinin bu sözü, iki milyar Müslüman’ın kanayan yarasına merhemdir: İnanç birliği, sosyal birlikteliği gerektirir demektir. Müslümanların her konuda birlik ve beraberlik içinde olmaları, ortak düşmana ortak tepki vermeleri, ortak problemlerini ortak katkılı çözümlerle aşmaları, ortak projeler üretmeleri, ortak işler yapmaları, emredilen, arzu edilen, olması gereken ve olmadığında kesinlikle çaresizlik getiren, gözyaşı getiren, düşmana boyun eğiş getiren, can damarı gibi önemli bir husustur. Kur’ân “İnneme’l-mü’minûne ihvetün”—Mü’minler kardeştirler—diyerek mü’minleri kardeşlik ibadetine çağırırken; Müslümanların kardeşlik ibadetinde sınıfta kalmaları günümüzdeki perişanlığın da en korkunç müsebbiplerinden değil mi? Öyle ki, Irak kendi başına boğuşurken, Filistin kendi başına ağlıyor, Endonezya yapayalnız çığlık atıyor, Afganistan kendi derdine kendisi yanıyor. Hindistan, Pakistan, Bangladeş… Emperyalist ülkelerin yemi, yiyeceği olmuş yıllar yılı. Kimse kimsenin derdine yanamıyor. Diğer yandan zenginlikten, keyften, varlıktan, rahattan kendinden başkasını görmeyen Müslüman ülkelerin sayısı da az değil. Bunun mahşer gününde her halde hesabı kolay olmayacak.</p>
<p> <a href="http://www.nurcity.com/kardeslik-ibadeti-209.html#more-209" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurcity.com/kardeslik-ibadeti-209.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Cennet ve Cehennemde elbiselerimiz</title>
		<link>http://www.nurcity.com/cennet-ve-cehennemde-elbiselerimiz-208.html</link>
		<comments>http://www.nurcity.com/cennet-ve-cehennemde-elbiselerimiz-208.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Feb 2008 16:26:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Makale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurcity.com/cennet-ve-cehennemde-elbiselerimiz-208.html</guid>
		<description><![CDATA[Yirmi Sekizinci Mektubun Dördüncü Nüktesinde mahşerle ilgili sorulan sorulardan sonuncusu, “Cennet ehlinin ve Cehennem ehlinin elbiseleri nasıl olacak?” sorusudur.
Bedîüzzaman Hazretleri bu soruya da, diğer sorularda olduğu gibi Kur’ân’ın nurundan ve hadislerin bağından tatlı cevherler ve elmaslar devşirir. Burada tefsiri yapılan âyet ve hadislerden bir kaçını verelim:
Kur’ân buyurur ki: “Orada canların çekeceği, gözlerin zevk alacağı her [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify">Yirmi Sekizinci Mektubun Dördüncü Nüktesinde mahşerle ilgili sorulan sorulardan sonuncusu, “Cennet ehlinin ve Cehennem ehlinin elbiseleri nasıl olacak?” sorusudur.</p>
<p align="justify">Bedîüzzaman Hazretleri bu soruya da, diğer sorularda olduğu gibi Kur’ân’ın nurundan ve hadislerin bağından tatlı cevherler ve elmaslar devşirir. Burada tefsiri yapılan âyet ve hadislerden bir kaçını verelim:</p>
<p align="justify">Kur’ân buyurur ki: “Orada canların çekeceği, gözlerin zevk alacağı her şey vardır.”1 Bu âyetten, Cennette giyeceğimiz elbisenin, başta nefsimiz ve gözümüz olmak üzere tüm duygularımızın hoşlanacağı cinsten olacağı anlaşılıyor.</p>
<p> <a href="http://www.nurcity.com/cennet-ve-cehennemde-elbiselerimiz-208.html#more-208" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurcity.com/cennet-ve-cehennemde-elbiselerimiz-208.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kadın ve erkek birbirinin örtüsüdür</title>
		<link>http://www.nurcity.com/kadin-ve-erkek-birbirinin-ortusudur-207.html</link>
		<comments>http://www.nurcity.com/kadin-ve-erkek-birbirinin-ortusudur-207.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 Jan 2008 11:41:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[İnsan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurcity.com/kadin-ve-erkek-birbirinin-ortusudur-207.html</guid>
		<description><![CDATA[Aile hayatı Cennetten bir köşedir. Allah için bir araya gelmiş ve bir hayat arkadaşlığı kurmuş eşler de aslında birer âhiret dostudurlar. Birbirlerini dine, takvaya ve Allah korkusuna Allah için sevk ederler. Birbirlerini haramdan korumaya Allah için çalışırlar. Birbirlerini Allah’a itaate Allah için teşvik ederler. 
İki türlü kıskançlık vardır: Biri haram, diğeri sünnettir. Sırayla görelim:
1- “Hased” karşılığı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify">Aile hayatı Cennetten bir köşedir. Allah için bir araya gelmiş ve bir hayat arkadaşlığı kurmuş eşler de aslında birer âhiret dostudurlar. Birbirlerini dine, takvaya ve Allah korkusuna Allah için sevk ederler. Birbirlerini haramdan korumaya Allah için çalışırlar. Birbirlerini Allah’a itaate Allah için teşvik ederler. </p>
<p align="justify">İki türlü kıskançlık vardır: Biri haram, diğeri sünnettir. Sırayla görelim:</p>
<p align="justify">1- “Hased” karşılığı kullanılan kıskançlık. Müslüman kardeşinin iyiliğini çekememekten ve kötülüğünü istemekten ibaret olan bu kıskançlık, bir kötü huydur. Haramdır.</p>
<p> <a href="http://www.nurcity.com/kadin-ve-erkek-birbirinin-ortusudur-207.html#more-207" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurcity.com/kadin-ve-erkek-birbirinin-ortusudur-207.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Nefsin iç dünyasına doğru</title>
		<link>http://www.nurcity.com/nefsin-ic-dunyasina-dogru-206.html</link>
		<comments>http://www.nurcity.com/nefsin-ic-dunyasina-dogru-206.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 Jan 2008 11:37:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[İnsan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurcity.com/nefsin-ic-dunyasina-dogru-206.html</guid>
		<description><![CDATA[Nefsin kendini kınaması ve bu hâlin bir aydınlık gibi her davranışa sirayet etmesi, sürekli bir mânevî yükselişin de adıdır. Her kınamayı bir merdiven, her itirafı bir yükseliş, her kendini ithamı bir terakkî, her pişmanlığı bir tevbe bilmelidir. Bu böyle devam ettiği sürece, Cenâb-ı Hakk’ın yardımıyla—inşaallah—bu irtifadan geriye dönüşün olmaması umulur.
Ancak bu acı bir reçetedir. Nefsimize [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify">Nefsin kendini kınaması ve bu hâlin bir aydınlık gibi her davranışa sirayet etmesi, sürekli bir mânevî yükselişin de adıdır. Her kınamayı bir merdiven, her itirafı bir yükseliş, her kendini ithamı bir terakkî, her pişmanlığı bir tevbe bilmelidir. Bu böyle devam ettiği sürece, Cenâb-ı Hakk’ın yardımıyla—inşaallah—bu irtifadan geriye dönüşün olmaması umulur.</p>
<p align="justify">Ancak bu acı bir reçetedir. Nefsimize bunu kabul ettirmek her zaman pek kolay olmayabilir. Çünkü onun tabiatında takdir edilmek, ilgi çekmek, yüceltilmek, hatasız bilinmek, kusursuz görünmek, övünmek, üste çıkmak&#8230; vs. gibi duygular vardır. Şeytanın sevdiği duygulardır bunlar. Şeytan gururunu yenebilseydi secde emrine neden isyan edecekti ki? Şimdi de bizimle uğraşıyor. Bu menfezlerden birisinden her gün giriyor ve hepimizi her zaman yoklayıp duruyor şeytan. Bu açıdan aslında hepimizin birbirimize hep hayır duâya ihtiyacımız var.</p>
<p> <a href="http://www.nurcity.com/nefsin-ic-dunyasina-dogru-206.html#more-206" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurcity.com/nefsin-ic-dunyasina-dogru-206.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Dünya sevgisinde imanî ölçüler</title>
		<link>http://www.nurcity.com/dunya-sevgisinde-imani-olculer-205.html</link>
		<comments>http://www.nurcity.com/dunya-sevgisinde-imani-olculer-205.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 Jan 2008 11:35:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[İnsan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurcity.com/dunya-sevgisinde-imani-olculer-205.html</guid>
		<description><![CDATA[Ehl-i dünya, kelime olarak her ne kadar “dünyada yaşayan ve dünyayı çok seven” mânâlarını taşıyor olsa da, terim itibariyle “dünyayı her şeye tercih eden, mukaddesatı dünyaya feda eden, dünyayı âhirete tercih eden, sırf dünya için yaşayan, haram helâl demeden dünyanın her türlü lezzetlerini takip eden kimselere” ehl-i dünya denmektedir.
Cenâb-ı Hak dünyayı ve dünyadaki her şeyi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify">Ehl-i dünya, kelime olarak her ne kadar “dünyada yaşayan ve dünyayı çok seven” mânâlarını taşıyor olsa da, terim itibariyle “dünyayı her şeye tercih eden, mukaddesatı dünyaya feda eden, dünyayı âhirete tercih eden, sırf dünya için yaşayan, haram helâl demeden dünyanın her türlü lezzetlerini takip eden kimselere” ehl-i dünya denmektedir.</p>
<p align="justify">Cenâb-ı Hak dünyayı ve dünyadaki her şeyi güzel yarattığını, fakat bunların geçici olduğunu, aldanılmaması gerektiğini, asıl dönülecek ve varılacak yerin Allah’ın huzuru olduğunu bildiriyor. “Nefsanî arzulara, kadınlara, oğullara, hesapsız şekilde biriktirilip istif edilmiş altın ve gümüşe, salma atlara, davarlara ve ekinlere karşı düşkünlük insanlara çekici kılındı. Bunlar dünya hayatının geçici menfaatleridir. Hâlbuki varılacak güzel yer, Allah’ın katıdır.”1 </p>
<p> <a href="http://www.nurcity.com/dunya-sevgisinde-imani-olculer-205.html#more-205" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurcity.com/dunya-sevgisinde-imani-olculer-205.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Namazlarınızı ihtiyarlatmayın!</title>
		<link>http://www.nurcity.com/namazlarinizi-ihtiyarlatmayin-204.html</link>
		<comments>http://www.nurcity.com/namazlarinizi-ihtiyarlatmayin-204.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Jan 2008 12:25:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[İbadet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurcity.com/namazlarinizi-ihtiyarlatmayin-204.html</guid>
		<description><![CDATA[
Anneannesinin sözleri yankılandı kulaklarında: Oğlum namaz hiç bu vakte bırakılır mı? Anneannesinin yaşı yetmişe dayanmış, ama ezan okunduğu vakit yerinden sıçrar, yaşından beklenmeyecek bir hızla abdestini alır ve namazını kılardı.
Kendisi ise, nefsini bir türlü yenemiyordu. Hep ne oluyorsa, namaz son dakikalara kalıyor, bu sebeple namazını alelacele eda ediyordu. Bunu düşünerek kalktı yerinden, gözü saate kaydı. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="left"><a href="http://www.nurcity.com/wp-content/uploads/2008/01/images.jpg" title="images.jpg"><img align="right" src="http://www.nurcity.com/wp-content/uploads/2008/01/images.thumbnail.jpg" alt="images.jpg" /></a></p>
<p>Anneannesinin sözleri yankılandı kulaklarında: Oğlum namaz hiç bu vakte bırakılır mı? Anneannesinin yaşı yetmişe dayanmış, ama ezan okunduğu vakit yerinden sıçrar, yaşından beklenmeyecek bir hızla abdestini alır ve namazını kılardı.</p>
<p>Kendisi ise, nefsini bir türlü yenemiyordu. Hep ne oluyorsa, namaz son dakikalara kalıyor, bu sebeple namazını alelacele eda ediyordu. Bunu düşünerek kalktı yerinden, gözü saate kaydı. Yatsı ezanının okunmasına on beş dakika kalmıştı. Başını her iki yöne pişmanlıkla sallayarak, &#8220;Yine geçiktirdim namazı.&#8221; dedi kendi kendine&#8230;</p>
<p>Kıvrak hareketlerle abdestini aldı ve daha elini tam kurulamadan kendisini odasına attı. Mecburen, hızlı hareketlerle namazı eda etti. Tesbihatını yaparken anneannesini düşünmeden edemedi&#8230; &#8220;Bu halimi görse, tatlı-sert kızardı yine bana.&#8221; dedi. Çok seviyordu onu&#8230; Hele öyle bir namaz kılışı vardı ki, onu hep bir gökkuşağı hayranlığıyla seyrederdi.  <a href="http://www.nurcity.com/namazlarinizi-ihtiyarlatmayin-204.html#more-204" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurcity.com/namazlarinizi-ihtiyarlatmayin-204.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bayramınız mubarek olsun</title>
		<link>http://www.nurcity.com/202-202.html</link>
		<comments>http://www.nurcity.com/202-202.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 19 Dec 2007 12:13:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Makale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurcity.com/202-202.html</guid>
		<description><![CDATA[
Bayramlar, cennetteki huzur ve mutluluktan dünyaya indirilmiş küçük, çok küçük bir hissedir. Tüm bayramlar, insanin cennete olan özlemini artirmalidir.. Ve bu özlemle, hayatin tümünü hayirli kilmanin, vahiyle inşa olmanin ve vahiyle hayati inşa etmenin çabasi gösterilmeli degil mi?
   Hatirlayalim Yasin suresinin, yani ki “Ey insan!” suresinin cenneti hatirlatan ayetlerini: “Orada bitimsiz bir hazzi yasayacaklar ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<p align="left"><a href="http://www.nurcity.com/wp-content/uploads/2007/12/kucaklasma.jpg" title="kucaklasma.jpg"><img align="left" src="http://www.nurcity.com/wp-content/uploads/2007/12/kucaklasma.jpg" alt="kucaklasma.jpg" /></a>Bayramlar, cennetteki huzur ve mutluluktan dünyaya indirilmiş küçük, çok küçük bir hissedir. Tüm bayramlar, insanin cennete olan özlemini artirmalidir.. Ve bu özlemle, hayatin tümünü hayirli kilmanin, vahiyle inşa olmanin ve vahiyle hayati inşa etmenin çabasi gösterilmeli degil mi?<br />
   Hatirlayalim Yasin suresinin, yani ki “Ey insan!” suresinin cenneti hatirlatan ayetlerini: “Orada bitimsiz bir hazzi yasayacaklar ve arzu ettikleri her şey onlarin olacak. Rahmet kaynagi olan Rabbin sözüyle gelen tarifsiz bir mutluluktur (cennet).” (36.57-58)   <br />
   Hatirlayalim ve başlayalim cennetimizi inşa etmeye. Burada, bu dünyada, hemen ve şimdi. Önce yüreklerimizi kurtaralim işgalden. Orayi bir cennet galerisine çevirelim Orasini imana mahbes degil imana saray kilalim. iman oranin mahkûmu degil hakimi olsun.<br />
    Dilimize ferman, dizimize derman olarak yürüsün.<br />
    Sonra içimizdeki cenneti bulundugumuz mekana taşiyalim. Evden başlayalam ve evlerimizi cennetin dünyadaki şubesi etmenin savaşini verelim. Yilmadan, yikilmadan, pes etmeden. Oralar imanin karargahi olsun. Meydani, bu topraklari cehenneme çevirmek isteyen arsizlar ve ugursuzlar güruhuna birakmayalim.<br />
    Yalniz kendimizin degil, bu topraklarin da bayrama susadigini unutmayalim.<br />
    Ve esas bayramin özlemini hep içimizin en aydinlik yerinde zamani gelince dogurulacak nurtopu bir bebek gibi büyütelim.<br />
    Bayramimiz mübarek, akleden kalbimiz münevver olsun</p>
</blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurcity.com/202-202.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Teşrik tekbirleri</title>
		<link>http://www.nurcity.com/tesrik-tekbirleri-200.html</link>
		<comments>http://www.nurcity.com/tesrik-tekbirleri-200.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 19 Dec 2007 11:34:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[İbadet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurcity.com/tesrik-tekbirleri-200.html</guid>
		<description><![CDATA[Allahu ekber Allahu ekber, Lâ ilâhe illallahu vallahu ekber. Allahu ekber ve lillahi&#8217;l-hamd
Unutmamak için seccadenize &#8220;Tekbirleri Unutma!&#8221; yazısı iğneleyebilirsiniz!
Teşrik tekbiri, Kurban bayramı günlerinde farz namazlardan sonra getirilen tekbirlerdir. Kurban Bayramının ilk gününe &#8220;yevm-i nahr&#8221;, diğer üç güne ise &#8220;eyyâmü&#8217;t-teşrîk (teşrîk günleri)&#8221; denir. Bayramdan bir gün önceki güne de &#8220;arefe günü&#8221; denir.
Arefe günü sabah namazından itibaren [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center">Allahu ekber Allahu ekber, Lâ ilâhe illallahu vallahu ekber. Allahu ekber ve lillahi&#8217;l-hamd</p>
<p><span class="pagenav">Unutmamak için seccadenize &#8220;Tekbirleri Unutma!&#8221; yazısı iğneleyebilirsiniz!</span></p>
<p><span class="pagenav"></span>Teşrik tekbiri, Kurban bayramı günlerinde farz namazlardan sonra getirilen tekbirlerdir. Kurban Bayramının ilk gününe &#8220;yevm-i nahr&#8221;, diğer üç güne ise &#8220;eyyâmü&#8217;t-teşrîk (teşrîk günleri)&#8221; denir. Bayramdan bir gün önceki güne de &#8220;arefe günü&#8221; denir.<br />
Arefe günü sabah namazından itibaren bayramın dördüncü gününün ikindi namazına kadar, yirmiüç farz namazının arkasından birer defa</p>
<p>&#8220;<strong>Allahu ekber Allahu ekber, Lâ ilâhe illallahu vallahu ekber. Allahu ekber ve lillahi&#8217;l-hamd</strong>&#8221; diye tekbir getirilir ki, buna &#8220;teşrîk tekbiri&#8221; denir. Anlamı şöyledir: &#8220;Allah herşeyden yücedir, Allah herşeyden yücedir. Allah&#8217;tan başka ilâh yoktur. O Allah herşeyden yücedir, Allah herşeyden yücedir. Hamd Allah&#8217;a mahsustur&#8221;. Tekbirlerin bu şekli Hz. Ali ve Abdullah b. Mes&#8217;ûd (r. anhümâ)&#8217;ya dayanır.</p>
<p> <a href="http://www.nurcity.com/tesrik-tekbirleri-200.html#more-200" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurcity.com/tesrik-tekbirleri-200.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Arefe</title>
		<link>http://www.nurcity.com/arefe-199.html</link>
		<comments>http://www.nurcity.com/arefe-199.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 19 Dec 2007 11:31:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[İbadet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurcity.com/arefe-199.html</guid>
		<description><![CDATA[Arefe, Kurban Bayramından bir önceki gün, hicrî takvime göre Zilhicce ayının 9. günüdür. Başka güne arefe denmez. Ülkemizde Ramazan Bayramının bir önceki gününe de arefe denmiştir. Resulullahın (sav) bildirdiğine göre:
&#8220;Günlerin en faziletlisi arefe günüdür. Faziletçe cumaya benzer. O, cuma günü dışında yapılan yetmiş hacdan faziletlidir. Duaların en faziletlisi de arefe günü yapılan duadır. Benim ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Arefe, Kurban Bayramından bir önceki gün, hicrî takvime göre Zilhicce ayının 9. günüdür. Başka güne arefe denmez. Ülkemizde Ramazan Bayramının bir önceki gününe de arefe denmiştir. Resulullahın (sav) bildirdiğine göre:</p>
<p>&#8220;Günlerin en faziletlisi arefe günüdür. Faziletçe cumaya benzer. O, cuma günü dışında yapılan yetmiş hacdan faziletlidir. Duaların en faziletlisi de arefe günü yapılan duadır. Benim ve benden önceki peygamberlerin söylediği en faziletli söz de: Lailahe illallah vahdehu la şerike lehu. (Allah birdir, ondan başka ilah yoktur, O&#8217;nun ortağı da yoktur) sözüdür.&#8221; (Muvatta, Hacc 246) <a href="http://www.nurcity.com/arefe-199.html#more-199" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurcity.com/arefe-199.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kurban ve En’âm: Yeryüzüne indirilen nimet yumakları</title>
		<link>http://www.nurcity.com/kurban-ve-en%e2%80%99am-yeryuzune-indirilen-nimet-yumaklari-198.html</link>
		<comments>http://www.nurcity.com/kurban-ve-en%e2%80%99am-yeryuzune-indirilen-nimet-yumaklari-198.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 Dec 2007 21:11:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[İbadet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurcity.com/kurban-ve-en%e2%80%99am-yeryuzune-indirilen-nimet-yumaklari-198.html</guid>
		<description><![CDATA[Koyun, keçi, sığır ve deve isimleriyle bilinen erkekli-dişili “sekiz eş” hayvanı, kurban edilebilecek hayvanlar olarak tercih ve tayin etme işinde tek yetkili elbette Kur’ân’dır. Kur’ân’a bakacağız. Cevabımızı Kur’ân’dan alacağız.
İslâmiyet öncesi cahiliye Arapları bazı hayvanları bazı şartlarla haram sayarlar, yemezlerdi. Meselâ beş defa doğuran ve beşinci yavrusu da dişi olan deveye “bahîra” derler ve yemezlerdi. Bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify">Koyun, keçi, sığır ve deve isimleriyle bilinen erkekli-dişili “sekiz eş” hayvanı, kurban edilebilecek hayvanlar olarak tercih ve tayin etme işinde tek yetkili elbette Kur’ân’dır. Kur’ân’a bakacağız. Cevabımızı Kur’ân’dan alacağız.</p>
<p align="justify">İslâmiyet öncesi cahiliye Arapları bazı hayvanları bazı şartlarla haram sayarlar, yemezlerdi. Meselâ beş defa doğuran ve beşinci yavrusu da dişi olan deveye “bahîra” derler ve yemezlerdi. Bu hayvanların kulaklarını çenterler; etini yemezler, sütünü sağmazlardı ve bu hayvanları putlara bırakırlardı. Sâibe dedikleri yine bir kısım develeri putlar namına serbest bırakırlar; sütünü içmezler ve sütünü sadece misafirlere ikram ederlerdi. Biri erkek, diğeri dişi olmak üzere ikiz doğuran koyun veya deveye vâsile derler ve erkek yavruyu puta kurban ederlerdi. On nesli dölleyen erkek deveye ham derler; etini yemezler, serbest bırakırlardı.</p>
<p> <a href="http://www.nurcity.com/kurban-ve-en%e2%80%99am-yeryuzune-indirilen-nimet-yumaklari-198.html#more-198" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurcity.com/kurban-ve-en%e2%80%99am-yeryuzune-indirilen-nimet-yumaklari-198.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>kurban</title>
		<link>http://www.nurcity.com/kurban-197.html</link>
		<comments>http://www.nurcity.com/kurban-197.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 Dec 2007 21:07:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[İbadet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurcity.com/kurban-197.html</guid>
		<description><![CDATA[1- Kesme yerine kadar yürüyebilen hayvan kurban edilebilir, adak olarak da kesilebilir. Fakat kötürüm derecesinde topal ise kurban edilmez.1 Ubeyd bin Feyruz (ra) anlatmıştır: Berâ’ya dedim ki: “Resûlullah’ın (asm) kurbanlık hayvanlardan kesilmesini yasakladıklarını bana söyle.”
Berâ (ra) şöyle dedi:
“Resûlullah Aleyhissalâtü Vesselâm eliyle işâret buyurarak: ‘Dört hayvanın kurban edilmesi câiz olmaz. Bunlar: 1- Tek gözü tamamen kör, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify">1- Kesme yerine kadar yürüyebilen hayvan kurban edilebilir, adak olarak da kesilebilir. Fakat kötürüm derecesinde topal ise kurban edilmez.1 Ubeyd bin Feyruz (ra) anlatmıştır: Berâ’ya dedim ki: “Resûlullah’ın (asm) kurbanlık hayvanlardan kesilmesini yasakladıklarını bana söyle.”</p>
<p align="justify">Berâ (ra) şöyle dedi:</p>
<p align="justify">“Resûlullah Aleyhissalâtü Vesselâm eliyle işâret buyurarak: ‘Dört hayvanın kurban edilmesi câiz olmaz. Bunlar: 1- Tek gözü tamamen kör, 2- Çok hasta, 3- Yürüyemeyecek derecede topal, 4- Yürüyemeyecek kadar ayağı kırık olan.”2</p>
<p align="justify">2- Kurbanlık hayvana bir medenî insana davrandığımız kadar yumuşak, nâzik, kibar, sevecen, şefkatli, merhametli ve incitmemeye azamî özen gösteren bir duyarlılıkla yaklaşmalıyız. </p>
<p> <a href="http://www.nurcity.com/kurban-197.html#more-197" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurcity.com/kurban-197.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kurban kesmenin faziletleri ve şartları</title>
		<link>http://www.nurcity.com/kurban-kesmenin-faziletleri-ve-sartlari-196.html</link>
		<comments>http://www.nurcity.com/kurban-kesmenin-faziletleri-ve-sartlari-196.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 Dec 2007 21:04:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[İbadet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurcity.com/kurban-kesmenin-faziletleri-ve-sartlari-196.html</guid>
		<description><![CDATA[Kurban, sözlükte yaklaşmak demektir. Dinî bir terim olarak ise kurban, belirli şartları taşıyan bir hayvanı Allah’a yakınlık sağlamak ve ibadet niyetiyle usûlüne uygun olarak boğazlamak demektir.
Kurban kesmek bir ibadet olduğundan, kurbanı ibadet niyetiyle kesmeliyiz. Çünkü emir vardır. Dinî hükümlerin illeti, yani özdeki sebebi emirdir. Üstad Bedîüzzaman’ın da işaret ettiği gibi, ibadetlerin “taabbüdîlik” ciheti, yani emr [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify">Kurban, sözlükte yaklaşmak demektir. Dinî bir terim olarak ise kurban, belirli şartları taşıyan bir hayvanı Allah’a yakınlık sağlamak ve ibadet niyetiyle usûlüne uygun olarak boğazlamak demektir.</p>
<p align="justify">Kurban kesmek bir ibadet olduğundan, kurbanı ibadet niyetiyle kesmeliyiz. Çünkü emir vardır. Dinî hükümlerin illeti, yani özdeki sebebi emirdir. Üstad Bedîüzzaman’ın da işaret ettiği gibi, ibadetlerin “taabbüdîlik” ciheti, yani emr olduğu için yapılması ciheti her zaman, hikmetinden önce gelir.1 </p>
<p> <a href="http://www.nurcity.com/kurban-kesmenin-faziletleri-ve-sartlari-196.html#more-196" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurcity.com/kurban-kesmenin-faziletleri-ve-sartlari-196.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Laikçilerin çelişkisi</title>
		<link>http://www.nurcity.com/laikcilerin-celiskisi-195.html</link>
		<comments>http://www.nurcity.com/laikcilerin-celiskisi-195.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 Dec 2007 21:38:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Makale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurcity.com/laikcilerin-celiskisi-195.html</guid>
		<description><![CDATA[Laikçiler, karşı tarafı &#8220;durmadan başörtüsü konusunu gündemde tutuyorsunuz&#8221; diye itham etseler de asıl gece gündüz bununla meşgul olanlar kendileridir. Cumhurbaşkanı seçilecek başörtüsünü ileri sürerler, anayasa hazırlanacak başörtüsünden söz ederler, YÖK başkanı tayin edilecek başörtüsü yasağı ile ilişki kurarlar…
Dün akşam bir tv kanalında, Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi&#8217;nde öğretim üyesi (ö.ü.) bir kişinin başörtüsü konusundaki görüşüne yer [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Laikçiler, karşı tarafı &#8220;durmadan başörtüsü konusunu gündemde tutuyorsunuz&#8221; diye itham etseler de asıl gece gündüz bununla meşgul olanlar kendileridir. Cumhurbaşkanı seçilecek başörtüsünü ileri sürerler, anayasa hazırlanacak başörtüsünden söz ederler, YÖK başkanı tayin edilecek başörtüsü yasağı ile ilişki kurarlar…</p>
<p>Dün akşam bir tv kanalında, Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi&#8217;nde öğretim üyesi (ö.ü.) bir kişinin başörtüsü konusundaki görüşüne yer veriliyor. Fıkıh, tefsir, hadis gibi konu ile ilgili İslam ilimlerinde uzman olmayan bu ö.ü. &#8220;başörtüsünün gerekli olduğuna dair bir ayetin bulunmadığını, ilgili hadisler arasında çelişkilerin bulunduğunu, başörtüsünün Yahudilik&#8217;ten geldiğini…&#8221; iddia etmiş. Eh, Türkiye&#8217;de -belli alanlarda- söz hürriyeti var, o da düşüncesini açıklayabilir; ama ilim adamına yakışan haddini bilmektir, uzmanlık alanına dahil olmayan konularda iddialı konuşmamaktır. <a href="http://www.nurcity.com/laikcilerin-celiskisi-195.html#more-195" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurcity.com/laikcilerin-celiskisi-195.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Hz. İbrahim&#8217;den Sekizinci Söz&#8217;e</title>
		<link>http://www.nurcity.com/hz-ibrahimden-sekizinci-soze-192.html</link>
		<comments>http://www.nurcity.com/hz-ibrahimden-sekizinci-soze-192.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Dec 2007 16:33:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Makale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurcity.com/hz-ibrahimden-sekizinci-soze-192.html</guid>
		<description><![CDATA[


İNSAN HAYATI, insanın ümitlerine, hayallerine, emellerine ve beklentilerine göre gerçekten çok kısadır. Ancak bu kadar kısa olmasına rağmen yine de günlük hayatın dağdağasından, bin bir türlü meşgalesinden bu kısa hayatı dahi anlamak, idrak etmek ve maksada uygun şekilde kontrolümüz altında tutmakta zorlanırız.

Gerçekte hemen hemen her şeyi hakkıyla anlamak ve kavramak için bütünündeki mânâyı kaçırmamak, en [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table border="0" width="98%" cellPadding="0" cellSpacing="0">
<tr>
<td>
<p align="justify" id="OBJECTCONTENT" class="NY">İNSAN HAYATI, insanın ümitlerine, hayallerine, emellerine ve beklentilerine göre gerçekten çok kısadır. Ancak bu kadar kısa olmasına rağmen yine de günlük hayatın dağdağasından, bin bir türlü meşgalesinden bu kısa hayatı dahi anlamak, idrak etmek ve maksada uygun şekilde kontrolümüz altında tutmakta zorlanırız.
</p>
<p align="justify">Gerçekte hemen hemen her şeyi hakkıyla anlamak ve kavramak için bütünündeki mânâyı kaçırmamak, en azından kısa bir özetini mutlaka bilmek ve akılda tutmak gerekiyor. Bu sebeple hayatın da kısa bir özeti hatırımızdan hiç çıkmamalı. Bu bakımdan Sözler’in baş kısmındaki hikayeler ve temsiller hayatın mânâ ve ehemmiyetini kavramak ve günlük hayatımıza maksada uygun olarak yön vermek ve sıkıntı ve dertleri esastan çözmek açısından vazgeçilmez prensipleri ihtiva eder.</p>
<p align="justify">Meselâ Sekizinci Söz&#8217;ü ele alacak olursak; dünya hayatının, gönderiliş gayesinin, etrafımızdaki eşya ve hadiselerin, karşılaştığımız sıkıntı ve zorlukların açıklama ve çözümünün velhasıl dünya ve âhiret saadetinin bir anahtarıdır bir fihristidir. Tüm Risâle-i Nur eserlerinde olduğu gibi Sekizinci Söz’ün de bir fihristesi vardır ve öğrenme tekniği bakımından da özetleri okumak önemli bir metottur. Şahsım adına fihristler genelde ihmal ettiğimiz bölümlerdir. Meselâ bu bölümde “Suhuf-u İbrahim’de aslı bulunan güzel ve parlak bir temsil” ifadesini yıllar sonra fark etmiştim.</p>
</td>
</tr>
</table>
<p> <a href="http://www.nurcity.com/hz-ibrahimden-sekizinci-soze-192.html#more-192" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurcity.com/hz-ibrahimden-sekizinci-soze-192.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İnsan neden yaratildi?</title>
		<link>http://www.nurcity.com/insan-neden-yaratildi-191.html</link>
		<comments>http://www.nurcity.com/insan-neden-yaratildi-191.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Dec 2007 16:24:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Makale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurcity.com/insan-neden-yaratildi-191.html</guid>
		<description><![CDATA[Meleklerin mükemmel ibadetlerine karşılık, sönük ve hatalarla dolu bir ubudiyetten başka birşey elinden gelmeyen insan, neden yaratılmıştır? İbadetleri mükemmel bile olsa yaratılmasına neden ihtiyaç duyulmuştur?
İNSAN VAROLUŞU GEREĞİ kendi varlığını, çevresini sorgulayan ve sorgulamalarına bir cevap bulamadığı sürece tatmin olamayan bir yaratılışa sahiptir. Kendisini varlık âlemine gönderen Zât’ı tanıdığı ve bu sınırlı hayatın içerisinde neden var [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="spot">Meleklerin mükemmel ibadetlerine karşılık, sönük ve hatalarla dolu bir ubudiyetten başka birşey elinden gelmeyen insan, neden yaratılmıştır? İbadetleri mükemmel bile olsa yaratılmasına neden ihtiyaç duyulmuştur?</p>
<p class="spot">İNSAN VAROLUŞU GEREĞİ kendi varlığını, çevresini sorgulayan ve sorgulamalarına bir cevap bulamadığı sürece tatmin olamayan bir yaratılışa sahiptir. Kendisini varlık âlemine gönderen Zât’ı tanıdığı ve bu sınırlı hayatın içerisinde neden var olduğunu tanımlayabildiği ölçüde bir huzura kavuşabilir.
</p>
<p align="justify">“Nereden geliyorum, nereye doğru gidiyorum?” gibi temel sorularına cevaplar ararken, çevresindeki diğer varlıkların sundukları ipuçlarını kullanabildiği için, aradığı cevaplara ulaşması ve bu cevapları sınaması bir derece daha kolaydır. Ancak, kendi hayatını anlamlandırmak için sormak zorunda kaldığı “Ne için varım? Varlığımı anlamlandıran gerçek nedir?!” tarzındaki sorgulamalarında, çevresindeki mahlûkatın varlığını anlamlandıran cevaplarla yetinmesi mümkün değildir</p>
<p> <a href="http://www.nurcity.com/insan-neden-yaratildi-191.html#more-191" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurcity.com/insan-neden-yaratildi-191.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Nur</title>
		<link>http://www.nurcity.com/nur-risaleleri-190.html</link>
		<comments>http://www.nurcity.com/nur-risaleleri-190.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 11 Dec 2007 18:31:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Risale-i nur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurcity.com/nur-risaleleri-190.html</guid>
		<description><![CDATA[M.Fethullah Gülen Hocaefendi&#8217;nin bazı talebelere Risale-i Nur&#8217;u anlamak üzere ve sadeleştirme hakkında sohbetinde, talebelerin kaydettiği bazı beyan ve ifadeleri:
Arapça&#8217;da 62.000 kelimenin Türkçe karşılığı yoktur. Siz isteseniz de tam tercüme yapamazsınız. Mesela Rububiyet, Uluhiyet&#8230;, gibi. Bu kelimelerin karşılğı yoktur. Arapça&#8217;dan tercüme kesinlikle orjinal olmaz ve mana bozulur. En az verim de maalesef Türkçe tercümede olmaktadır. Risaleleri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>M.Fethullah Gülen Hocaefendi&#8217;nin bazı talebelere Risale-i Nur&#8217;u anlamak üzere ve sadeleştirme hakkında sohbetinde, talebelerin kaydettiği bazı beyan ve ifadeleri:<br />
Arapça&#8217;da 62.000 kelimenin Türkçe karşılığı yoktur. Siz isteseniz de tam tercüme yapamazsınız. Mesela Rububiyet, Uluhiyet&#8230;, gibi. Bu kelimelerin karşılğı yoktur. Arapça&#8217;dan tercüme kesinlikle orjinal olmaz ve mana bozulur. En az verim de maalesef Türkçe tercümede olmaktadır. Risaleleri anlamak için sadece dilde ısrar etmemelidir. Biraz sabır, azıcık gayret ve dikkat inşallah hedefe ulaştırır <a href="http://www.nurcity.com/nur-risaleleri-190.html#more-190" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurcity.com/nur-risaleleri-190.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Hala Vakit Varken&#8230;</title>
		<link>http://www.nurcity.com/hala-vakit-varken-187.html</link>
		<comments>http://www.nurcity.com/hala-vakit-varken-187.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 09 Dec 2007 15:01:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[İbadet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurcity.com/hala-vakit-varken-187.html</guid>
		<description><![CDATA[Henüz fırsat varken kendi hür iradesi ile iman etmeyen bir inançsızın, ölüm gelip çattığı ve gözünden perdenin yavaş yavaş kaldırıldığı zaman, ilahî azaba uğrayacağından artık emin olduğu halet-i ye&#8217;ste,(ümitsizlik halinde iken) kendi ihtiyarı ile değil de, korku ve ümitsizlik sâikiyle iman ettiğini söylemesine &#8220;iman-ı ye&#8217;s&#8221; denilir. Daha önceden iman ettiği halde, günah ve isyandan yakasını kurtaramayan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Henüz fırsat varken kendi hür iradesi ile iman etmeyen bir inançsızın, ölüm gelip çattığı ve gözünden perdenin yavaş yavaş kaldırıldığı zaman, ilahî azaba uğrayacağından artık emin olduğu halet-i ye&#8217;ste,(ümitsizlik halinde iken) kendi ihtiyarı ile değil de, korku ve ümitsizlik sâikiyle iman ettiğini söylemesine &#8220;iman-ı ye&#8217;s&#8221; denilir. Daha önceden iman ettiği halde, günah ve isyandan yakasını kurtaramayan bir fâsıkın tam öleceği sırada günahlarından tevbe etmesine de &#8220;tevbe-i ye&#8217;s&#8221; adı verilir</p>
<p>Kelam ve Akaid kitaplarında, hâlet-i ye&#8217;s üzerinde tafsilatlı bir şekilde durulmuş; bu halin başlangıç anı, hangi vakitleri içine aldığı ve o esnada yapılan imanın ve tevbenin makbul olup olmadığı hususundaki görüşler detaylıca ele alınmıştır. Bu mütalaalara esas teşkil eden ayet-i kerimelerden birinin meali şöyledir: &#8220;Kötülükleri işleyip dururken, ölüm kendisine gelip çattığında &#8220;Şimdi gerçekten tevbe ettim!&#8221; diyenlerin ve bir de kafir olarak ölenlerin yaptığı tevbe makbul değildir. İşte öyleleri, kendileri için çok acı veren bir azap hazırladığımız kimselerdir.&#8221; (Nisa, 4/18 <a href="http://www.nurcity.com/hala-vakit-varken-187.html#more-187" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurcity.com/hala-vakit-varken-187.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kur&#8217;ân&#8217;ın ezelî oluşu</title>
		<link>http://www.nurcity.com/kuranin-ezeli-olusu-189.html</link>
		<comments>http://www.nurcity.com/kuranin-ezeli-olusu-189.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 09 Dec 2007 00:27:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurcity.com/kuranin-ezeli-olusu-189.html</guid>
		<description><![CDATA[“28. Mektub’un 6. Meselesi sayfa 353’te geçen ‘halk-ı Kur’ân’ meselesini açıklar mısınız? Kur’ân’ın ezelî ve ebedî bir kelâm olduğunu biliyoruz ve öyle inanıyoruz. Fakat bu konu hakkında yeterli tarihî bilgimiz olmadığı için tam cevabını bulamadık. Ayrıntılı bilgi verir misiniz?”
Hicretin yüz ellili, ikiyüzlü yıllarında itikadî mezhepler İslâm’ın inanç ve itikat meselelerini öyle tartıştılar ki, ortalık neredeyse [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><em><strong>“28. Mektub’un 6. Meselesi sayfa 353’te geçen ‘halk-ı Kur’ân’ meselesini açıklar mısınız? Kur’ân’ın ezelî ve ebedî bir kelâm olduğunu biliyoruz ve öyle inanıyoruz. Fakat bu konu hakkında yeterli tarihî bilgimiz olmadığı için tam cevabını bulamadık. Ayrıntılı bilgi verir misiniz?”</strong></em></p>
<p align="justify">Hicretin yüz ellili, ikiyüzlü yıllarında itikadî mezhepler İslâm’ın inanç ve itikat meselelerini öyle tartıştılar ki, ortalık neredeyse toz duman oldu. Tartışılmayan hiçbir mesele kalmadı. Müslüman zekâlar ve dehalar İslâm’ın fikir hürriyetine tanıdığı hakkı kıyasıya kullandılar. Batıl mezhepler türedi. Bunlara karşı ehl-i sünnet caddesini koruyan ve savunan hak mezhepler meydana geldi. Ehl-i Sünnet mezhepleri İslâm itikadını batıl mezheplere karşı tartıştı, savundu, ispatladı.</p>
<p> <a href="http://www.nurcity.com/kuranin-ezeli-olusu-189.html#more-189" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurcity.com/kuranin-ezeli-olusu-189.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Atatürk - Said Nursi - Rejim ve Mustafa Mutlu</title>
		<link>http://www.nurcity.com/ataturk-said-nursi-rejim-ve-mustafa-mutlu-186.html</link>
		<comments>http://www.nurcity.com/ataturk-said-nursi-rejim-ve-mustafa-mutlu-186.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Nov 2007 16:26:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Makale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurcity.com/ataturk-said-nursi-rejim-ve-mustafa-mutlu-186.html</guid>
		<description><![CDATA[“Atatürk! Türkün Atası, Türk milletine Cumhuriyeti bağışlayan, onu yoktan var eden altın saçlı mavi gözlü ilah!” desem,

Bu, Atatürk’e ne katar, Atatürkçülüğe ne katar, Türk milletine ne katar, cumhuriyet değerlerine ne katar, tarihe ne katar?
Hiçbir şey!. Sadece ben, yalancılık ve pespaye bir yağcılık vasfı kazanmış olurum!
-Peki Atatürk bu cumhuriyetin kurucusu değil mi?
-Elbette!
“Ama cumhuriyet onun eseridir, bizi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>“Atatürk! Türkün Atası, Türk milletine Cumhuriyeti bağışlayan, onu yoktan var eden altın saçlı mavi gözlü ilah!” desem,</p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><span style="font-size: 10pt; font-family: Arial"></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><span style="font-size: 10pt; font-family: Arial">Bu, Atatürk’e ne katar, Atatürkçülüğe ne katar, Türk milletine ne katar, cumhuriyet değerlerine ne katar, tarihe ne katar?</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><span style="font-size: 10pt; font-family: Arial">Hiçbir şey!. Sadece ben, yalancılık ve pespaye bir yağcılık vasfı kazanmış olurum!</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Arial">-Peki Atatürk bu cumhuriyetin kurucusu değil mi?</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><span style="font-size: 10pt; font-family: Arial">-Elbette!</span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; font-family: Arial">“Ama cumhuriyet onun eseridir, bizi yalnızca o kurtardı, o olmasaydı biz bir halt olamazdık” gibi yağcılık ve yalakalıklara sanırım Mustafa Kemal de itibar etmezdi. </span> <a href="http://www.nurcity.com/ataturk-said-nursi-rejim-ve-mustafa-mutlu-186.html#more-186" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurcity.com/ataturk-said-nursi-rejim-ve-mustafa-mutlu-186.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İftira utancı</title>
		<link>http://www.nurcity.com/iftira-utanci-185.html</link>
		<comments>http://www.nurcity.com/iftira-utanci-185.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 22 Nov 2007 16:28:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Makale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurcity.com/iftira-utanci-185.html</guid>
		<description><![CDATA[İstanbul İlim ve Kültür Vakfının tertiplediği 8. Bediüzzaman Sempozyumu başarıyla tamamlandı. Dünyanın dört bir köşesinden 90 bilim adamının katılımıyla gerçekleşen sempozyumu Türkiye’de 10 bini aşkın insan takip etti.
Sempozyumun konusu adaletti. Bu ana başlık altında Müslüman ve gayrimüslim bilim adamları, Risale-i Nur’un konuya yaklaşımını çeşitli açılardan analiz ve müzakere ettiler. Bir bölümü veya özetleri kitapçıklar halinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul İlim ve Kültür Vakfının tertiplediği 8. Bediüzzaman Sempozyumu başarıyla tamamlandı. Dünyanın dört bir köşesinden 90 bilim adamının katılımıyla gerçekleşen sempozyumu Türkiye’de 10 bini aşkın insan takip etti.</p>
<p>Sempozyumun konusu adaletti. Bu ana başlık altında Müslüman ve gayrimüslim bilim adamları, Risale-i Nur’un konuya yaklaşımını çeşitli açılardan analiz ve müzakere ettiler. Bir bölümü veya özetleri kitapçıklar halinde yayınlanan tebliğlerin tam metinleri ve oturumlarda yapılan müzakerelerin zabıtları da herhalde neşredilerek ilim ve fikir mahfillerine ulaştırılacak.  <a href="http://www.nurcity.com/iftira-utanci-185.html#more-185" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurcity.com/iftira-utanci-185.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Risale-i Nur&#8217;da adalet kavramı ve ontolojisi</title>
		<link>http://www.nurcity.com/risale-i-nurda-adalet-kavrami-ve-ontolojisi-184.html</link>
		<comments>http://www.nurcity.com/risale-i-nurda-adalet-kavrami-ve-ontolojisi-184.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Nov 2007 20:27:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>

		<category><![CDATA[Makale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurcity.com/risale-i-nurda-adalet-kavrami-ve-ontolojisi-184.html</guid>
		<description><![CDATA[Alasdair MacIntyre&#8217;ın da iddia ettiği gibi Aydınlanma, bize &#8216;hayat, özgürlük ve saadet arayışı&#8217; gibi idealleri veren ve iyilik, doğruluk ve adalet gibi ahlakî kavramları yeniden tanımlayan bir dönem olarak yüceltilmiştir. MacIntyre özellikle Aydınlanma projesinin ahlakîliği bir taraftan onu insan doğası algılayışının üzerine rasyonel olarak yerleştirirken diğer taraftan onu her türlü erekbilimsel (teleolojik) destekten arındırmak suretiyle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Alasdair MacIntyre&#8217;ın da iddia ettiği gibi Aydınlanma, bize &#8216;hayat, özgürlük ve saadet arayışı&#8217; gibi idealleri veren ve iyilik, doğruluk ve adalet gibi ahlakî kavramları yeniden tanımlayan bir dönem olarak yüceltilmiştir. MacIntyre özellikle Aydınlanma projesinin ahlakîliği bir taraftan onu insan doğası algılayışının üzerine rasyonel olarak yerleştirirken diğer taraftan onu her türlü erekbilimsel (teleolojik) destekten arındırmak suretiyle doğrulama gayretine girişmesini eleştirir. Doğal bilimler Aristocu erekbilim yaklaşımının fizik ve biyoloji alanlarındaki geçersizliğini ispat ettiğinden Aydınlanma filozofları aynısını ahlak teorisi için de yapabileceklerini düşünmüşlerdi. Sonuçta ellerinde kalan bir taraftan doğrulamak istedikleri özel bir Hıristiyan burjuva ahlakı, diğer taraftan da insan doğasının gerçekliğine dair yine özel bir anlayıştı. Baskın olarak seküler çevrelerde yetişmiş insanlar olarak bizler dilbilimci Uwe Poerksen&#8217;in modüler dilin &#8216;tiranlığı&#8217; adını verdiği olayla sürekli karşı karşıyayızdır. Aslında &#8216;itina&#8217; veya &#8216;refah&#8217; veya &#8216;yaşam kalitesi&#8217; diye bir şey yoktur; ama bu sözler gerçek manaları hiçbir zaman sorgulanmadığı halde pek çok insan için güzel ve faydalı manalar işmam ederler. Adalet de böyle bir sözdür. <a href="http://www.nurcity.com/risale-i-nurda-adalet-kavrami-ve-ontolojisi-184.html#more-184" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurcity.com/risale-i-nurda-adalet-kavrami-ve-ontolojisi-184.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Sevgilime</title>
		<link>http://www.nurcity.com/sevgilime-183.html</link>
		<comments>http://www.nurcity.com/sevgilime-183.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Nov 2007 21:06:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Makale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurcity.com/sevgilime-183.html</guid>
		<description><![CDATA[
Bu gece yine seni düşünmeye başladım. Yine dediğime bakma, başka gecelerde bu kadar düşünmüyorum, gafletteyim aslında. Bu geceyi özel kılansa, senden duyduğum bir cümleydi.
Kendime, bu fırsatı kaçırma kalk konuş, dedim. 
Ama sabah dörde kadar kalbimden yol bulup aklımdan geçenleri rüyalarıma harç yapıp erteledim. 
Dilim belki tercüman olamaz, ne söylediğimi görmem lazım ve de başkaları görsün [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="margin: 0in 0in 0pt" class="MsoNormal"><font size="2" face="Verdana"><img align="left" src="http://www.yeniasya.de/gencyaklasim/images/resimler/2007/200711-14.jpg" hspace="10" /></font></p>
<p style="margin: 0in 0in 0pt" class="MsoNormal"><font size="2" face="Verdana">Bu gece yine seni düşünmeye başladım. Yine dediğime bakma, başka gecelerde bu kadar düşünmüyorum, gafletteyim aslında. Bu geceyi özel kılansa, senden duyduğum bir cümleydi.</font></p>
<p><span style="font-size: 12pt"><font size="2" face="Verdana">Kendime, bu fırsatı kaçırma kalk konuş, dedim. </font></span></p>
<p style="margin: 0in 0in 0pt" class="MsoNormal"><font size="2" face="Verdana">Ama sabah dörde kadar kalbimden yol bulup aklımdan geçenleri rüyalarıma harç yapıp erteledim. </font></p>
<p style="margin: 0in 0in 0pt" class="MsoNormal"><font size="2" face="Verdana">Dilim belki tercüman olamaz, ne söylediğimi görmem lazım ve de başkaları görsün diye, yazmaya başladım. Şimdi sana sesleniyorum, öncelikle itiraf ediyorum.</font></p>
<p style="margin: 0in 0in 0pt" class="MsoNormal"><font face="Verdana">Seni sevdiğimi, hem de çok sevdiğimi sana defalarca söyledim, biliyorsun. Senden önce de sevdiklerim oldu bunu da duydun, ama sen başkaydın. Benim dünyamı değiştirdin. Diğerleri artık sadece senin güzelliğini artırıyordu dünyamda. Seninle bakmaya başladım hayata, seninle görmeye başladım kendimde kendimi, bendeki beni.<span> </span></font></p>
<p> <a href="http://www.nurcity.com/sevgilime-183.html#more-183" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurcity.com/sevgilime-183.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Zülfü Livaneli: Bir yaz boyu Said Nursî okudum</title>
		<link>http://www.nurcity.com/zulfu-livaneli-bir-yaz-boyu-said-nursi-okudum-182.html</link>
		<comments>http://www.nurcity.com/zulfu-livaneli-bir-yaz-boyu-said-nursi-okudum-182.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Nov 2007 21:02:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Makale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurcity.com/zulfu-livaneli-bir-yaz-boyu-said-nursi-okudum-182.html</guid>
		<description><![CDATA[San’atçılar yaşlanıp hatıralarını yazmaya başlayınca, haklarında ilginç bilgilere de erişiyoruz. Livaneli’nin Sevdalım Hayat adlı son kitabı da bunlardan.
Zafer dergisinde (Kasım 2007) yayınlanan habere göre Zülfü Livaneli, gençliğinde bir yaz tatili boyunca Said Nursî’nin kitaplarını okumuş. Kendisine Said Nursî’den bahseden arkadaşları, eline onun bir kitabını, Asa-yı Musa’yı tutuşturmuşlar önce.
Kitabın üslûbunu ilginç ve ateşli bulan Livaneli, kitapta [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>San’atçılar yaşlanıp hatıralarını yazmaya başlayınca, haklarında ilginç bilgilere de erişiyoruz. Livaneli’nin Sevdalım Hayat adlı son kitabı da bunlardan.</p>
<p>Zafer dergisinde (Kasım 2007) yayınlanan habere göre Zülfü Livaneli, gençliğinde bir yaz tatili boyunca Said Nursî’nin kitaplarını okumuş. Kendisine Said Nursî’den bahseden arkadaşları, eline onun bir kitabını, Asa-yı Musa’yı tutuşturmuşlar önce.</p>
<p>Kitabın üslûbunu ilginç ve ateşli bulan Livaneli, kitapta bir edebiyat tadı bulunduğunu itiraf ediyor. Muhtevaya gelince; okuduğu Kader bahsini Bediüzzaman’ın sanki Balzac’la, Kierkegaard’la, Camus’yla polemiğe giriyor gibi yazması ve çok mantıklı cevaplar vermesi karşısında hayran kaldığını ifade eden Livaneli, o yaz tatili boyunca kendisine verilen Said Nursî kitaplarını da bekletmeden okumuş. <a href="http://www.nurcity.com/zulfu-livaneli-bir-yaz-boyu-said-nursi-okudum-182.html#more-182" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurcity.com/zulfu-livaneli-bir-yaz-boyu-said-nursi-okudum-182.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Nurcular ve solcular</title>
		<link>http://www.nurcity.com/nurcular-hala-degismedi-polemigi-181.html</link>
		<comments>http://www.nurcity.com/nurcular-hala-degismedi-polemigi-181.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Nov 2007 16:20:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Makale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurcity.com/nurcular-hala-degismedi-polemigi-181.html</guid>
		<description><![CDATA[Dünkü köşe yazısında Ömer Laçiner&#8217;in ağzından 70&#8242;li yıllara ait bir hatırayı nakleden Emre Aköz, muhtemelen farkına varmadan bazı yanlış algılamalara sebebiyet vermiş.
Aktarılan hatıraya göre, özetle, hapishanede tutuklu bulunan solcu bir grup mahkûmun yanına, ayrıca &#8220;Nurcular&#8221; diye bilinen bir grup vatandaş getirilmiş&#8230; Bir–iki gün sonra, Nurcular avluya çıkarılıp bir güzel dövülmüşler. Solcular ise, bu duruma itiraz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dünkü köşe yazısında Ömer Laçiner&#8217;in ağzından 70&#8242;li yıllara ait bir hatırayı nakleden Emre Aköz, muhtemelen farkına varmadan bazı yanlış algılamalara sebebiyet vermiş.</p>
<p>Aktarılan hatıraya göre, özetle, hapishanede tutuklu bulunan solcu bir grup mahkûmun yanına, ayrıca &#8220;Nurcular&#8221; diye bilinen bir grup vatandaş getirilmiş&#8230; Bir–iki gün sonra, Nurcular avluya çıkarılıp bir güzel dövülmüşler. Solcular ise, bu duruma itiraz etmişler.</p>
<p>Dayağın sebebi şudur: Koğuşta namaz kılan Nurcular, kıble tarafına kasten getirilip asılmış olan &#8220;Atatürk posteri&#8221;ni namaz esnasında örtüyle kapatıyorlar.</p>
<p>Solcular olayı öğrenince, güya &#8220;Olmaz böyle şey, adamların inancına nasıl müdahale edersiniz &#8221; diye bastırmışlar.</p>
<p>Aköz, hatıranın devamını şu sözlerle aktarıyor:  <a href="http://www.nurcity.com/nurcular-hala-degismedi-polemigi-181.html#more-181" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurcity.com/nurcular-hala-degismedi-polemigi-181.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>BEŞİNCİ DEVÂ</title>
		<link>http://www.nurcity.com/besinci-deva-180.html</link>
		<comments>http://www.nurcity.com/besinci-deva-180.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Nov 2007 18:10:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Risale-i nur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurcity.com/besinci-deva-180.html</guid>
		<description><![CDATA[Ey maraza müptelâ hasta! Bu zamanda tecrübemle kanaatim gelmiştir ki, hastalık bazılara bir ihsan-ı İlâhîdir, bir hediye-i Rahmânîdir. Bu sekiz dokuz senedir, liyakatsiz olduğum halde, bazı genç zatlar hastalık münasebetiyle dua için benimle görüştüler. Dikkat ettim ki: Hangi hastalıklı genci gördüm; sair gençlere nispeten âhiretini düşünmeye başlıyor. Gençlik sarhoşluğu yok. Gaflet içindeki hayvânî hevesattan bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p id="c_paragraf">Ey maraza müptelâ hasta! Bu zamanda tecrübemle kanaatim gelmiştir ki, hastalık bazılara bir ihsan-ı İlâhîdir, bir hediye-i Rahmânîdir. Bu sekiz dokuz senedir, liyakatsiz olduğum halde, bazı genç zatlar hastalık münasebetiyle dua için benimle görüştüler. Dikkat ettim ki: Hangi hastalıklı genci gördüm; sair gençlere nispeten âhiretini düşünmeye başlıyor. Gençlik sarhoşluğu yok. Gaflet içindeki hayvânî hevesattan bir derece kendini kurtarıyor. Ben de bakıyordum, onların tahammül dahilindeki hastalıklarını bir ihsan-ı İlâhî olduğunu ihtar ederdim. Derdim ki:</p>
<p id="c_paragraf">&#8220;Kardeşim, senin bu hastalığının aleyhinde değilim. Hastalık için sana karşı bir şefkat hissedip acımıyorum ki, dua edeyim. Hastalık seni tam uyandırıncaya kadar sabra çalış. Ve hastalık vazifesini bitirdikten sonra, Hâlık-ı Rahîm inşaallah sana şifa verir.&#8221;</p>
<p id="c_paragraf">Hem derdim: &#8220;Senin bir kısım emsalin sıhhat belâsıyla gaflete düşüp, namazı terk edip, kabri düşünmeyip, Allah&#8217;ı unutup, bir saatlik hayat-ı dünyeviyenin zâhirî keyfiyle hadsiz bir hayat-ı ebediyesini sarsar, zedeler, belki de harap eder. Sen hastalık gözüyle, herhalde gideceğin bir menzilin olan kabrini ve daha arkasında uhrevî menzilleri görürsün ve onlara göre davranıyorsun. Demek senin için hastalık bir sıhhattir; bir kısım emsalindeki sıhhat bir hastalıktır.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurcity.com/besinci-deva-180.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>EBEDİYET HEDİYESİ</title>
		<link>http://www.nurcity.com/ebediyet-hediyesi-179.html</link>
		<comments>http://www.nurcity.com/ebediyet-hediyesi-179.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Oct 2007 22:27:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[İnsan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurcity.com/ebediyet-hediyesi-179.html</guid>
		<description><![CDATA[Bilâl ile iki saat önce tanışmıştım. Havaalanından, paralel olarak birbirimizin yanından geçerken bavullarımız çarpışmış, ve benim elbiselerim yere dökülmüştü. Hollanda’da katıldığım bir iş toplantısında ihâleyi kazanamamış ve sinirim tepeme çıkmıştı. Ama, kader deyip sabretmeye çalışıyordum. İşte böyle bir hırçınlık ânında çarpıştım Bilâl ile.Dağılan elbiselerimi yerden toplayıp, hırsla tam ayağa kalmıştım ki; samimi, masumâne, mütebessim bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span class="textnormal">Bilâl ile iki saat önce tanışmıştım. Havaalanından, paralel olarak birbirimizin yanından geçerken bavullarımız çarpışmış, ve benim elbiselerim yere dökülmüştü. Hollanda’da katıldığım bir iş toplantısında ihâleyi kazanamamış ve sinirim tepeme çıkmıştı. Ama, kader deyip sabretmeye çalışıyordum. İşte böyle bir hırçınlık ânında çarpıştım Bilâl ile.</span><span class="textnormal">Dağılan elbiselerimi yerden toplayıp, hırsla tam ayağa kalmıştım ki; samimi, masumâne, mütebessim bir çehre ile yüz yüze geldim. O anda gayri ihtiyâri ben de gülümsemek zorunda kaldım. Toplantı saatleri içine habis ruhlu, kertenkele suratlı insanları görmekten sıkıldığım bir hengâmeden sonra böyle asil bir kartalı andıran duruşu, ve içten, mütevâzi yüz mimikleriyle Bilâl karşıma çıkıverince içim birden ısınıverdi Ona. Bilâl; “Özür dilerim beyefendi. Hızlı hızlı gelişinizi farkedemedim” dedi mahcup bir tavırla. “Önemli değil , başımıza geleceği varmış” dedim sîneye çekerek. Bilâl, “ İki saat sonra uçağım kalkacak, eğer müsâitseniz şurada oturup bir şeyler içelim. Hem sohbet etmiş hem de tanışmış oluruz. “Peki neden olmasın” dedim sükûnetli bir hâl içerisinde.</span> <a href="http://www.nurcity.com/ebediyet-hediyesi-179.html#more-179" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurcity.com/ebediyet-hediyesi-179.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>MEZARLIK SENFONİSİ</title>
		<link>http://www.nurcity.com/mezarlik-senfonisi-178.html</link>
		<comments>http://www.nurcity.com/mezarlik-senfonisi-178.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Oct 2007 22:20:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[İnsan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurcity.com/mezarlik-senfonisi-178.html</guid>
		<description><![CDATA[ Mezar, ekser insanların duymak ve hatırlamak istemediği bir kelimedir genellikle. Elini sürdüğü, dokunduğu mezar taşı, canından çok sevdiği bir yakının da olsa yine de buzz gibi&#8230; İnsanların inşa ettikleri mezarlar dünyevîleşmiş kalpler kadar taşlaşmış. Sımsıcak bedenin konduğu yer, buz gibi mermerlerle kaplanıyor. Önceden sadece mezar olduğunu belirtmek için bir iz bırakılan kabir topraklarının üzerleri şimdi mermer [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span class="textnormal"><font size="2" face="Arial"> </font>Mezar, ekser insanların duymak ve hatırlamak istemediği bir kelimedir genellikle. Elini sürdüğü, dokunduğu mezar taşı, canından çok sevdiği bir yakının da olsa yine de buzz gibi&#8230; </span><span class="textnormal">İnsanların inşa ettikleri mezarlar dünyevîleşmiş kalpler kadar taşlaşmış. Sımsıcak bedenin konduğu yer, buz gibi mermerlerle kaplanıyor. Önceden sadece mezar olduğunu belirtmek için bir iz bırakılan kabir topraklarının üzerleri şimdi mermer lahitlerden bir şehre dönüşmüş. Dünyevîliğin çamuru bir parça buralara da bulaşmış yani. Geride kalan bazı insanlar “ene”lerini tatmin edip ille de dünyayı güzel görmek için kendilerine göre kabir kapılarını büyükçe sütunlarla süslemişler. Tabii o süslü taşların ilgi çekici cazibesiyle nazarları taşlara bağlayıp, kabrin asıl yüzünü saklamaya çalışmışlar, ama güneşi üflemekle söndüremedikleri gibi ölüm gerçeğini de gizleyememişleri bir türlü.</span> <a href="http://www.nurcity.com/mezarlik-senfonisi-178.html#more-178" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurcity.com/mezarlik-senfonisi-178.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>YANLIŞ TANITILMAYA ÇALIŞILAN BİR DAHİ:BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ 4</title>
		<link>http://www.nurcity.com/yanlis-tanitilmaya-calisilan-bir-dahibediuzzaman-said-nursi-4-177.html</link>
		<comments>http://www.nurcity.com/yanlis-tanitilmaya-calisilan-bir-dahibediuzzaman-said-nursi-4-177.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Oct 2007 22:13:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Makale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurcity.com/yanlis-tanitilmaya-calisilan-bir-dahibediuzzaman-said-nursi-4-177.html</guid>
		<description><![CDATA[IV- İstikbale Ait Tesbit ve Görüşlerini Zaman ve Hadiseler Tasdik Etmiştir
Bedîüzzaman, sadece bir din âlimi değil, aynı zamanda bir mütefekkir ve dahidir. Doğrudan doğruya Kur’an&#8217;dan alarak Risâle-i Nur adlı eserlerde muhtaçlara sunduğu hakikatler, sadece mazi ve hali değil, istikbali de aydınlatmıştır denilebilir. 20. asrın islamiyet açısından meş’um olan suratı, onun ümidlerini ye’se çevirememiştir. En sıkıntılı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span class="headersmall"><font size="2" color="#666666">IV- İstikbale Ait Tesbit ve Görüşlerini Zaman ve Hadiseler Tasdik Etmiştir</font></span></p>
<p><span class="textnormal"><font size="2" face="Arial">Bedîüzzaman, sadece bir din âlimi değil, aynı zamanda bir mütefekkir ve dahidir. Doğrudan doğruya Kur’an&#8217;dan alarak Risâle-i Nur adlı eserlerde muhtaçlara sunduğu hakikatler, sadece mazi ve hali değil, istikbali de aydınlatmıştır denilebilir. 20. asrın islamiyet açısından meş’um olan suratı, onun ümidlerini ye’se çevirememiştir. En sıkıntılı günlede dahi, herkes me’yûs iken o ümidini arttırarak devam ettirmiştir.</font></span> <span class="textnormal"><font size="2" face="Arial">&#8220;Ümitvar olunuz! Şu istikbal inkılâbâtı içinde en yüksek gür sada, islamın sadası olacaktır&#8221; diyerek haykırırken, âlem-i islamla alakalı hep müjdeli haberler vermiştir. Devletin yaptığı hayatî hatalarda ise, acı da olsa, en yüksek makam seviyesinde yetkilileri ikaz etmeyi de bir millî ve dinî görev addetmiştir.</font></span> <a href="http://www.nurcity.com/yanlis-tanitilmaya-calisilan-bir-dahibediuzzaman-said-nursi-4-177.html#more-177" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurcity.com/yanlis-tanitilmaya-calisilan-bir-dahibediuzzaman-said-nursi-4-177.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>YANLIŞ TANITILMAYA ÇALIŞILAN BİR DAHİ:BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ 3</title>
		<link>http://www.nurcity.com/yanlis-tanitilmaya-calisilan-bir-dahibediuzzaman-said-nursi-3-176.html</link>
		<comments>http://www.nurcity.com/yanlis-tanitilmaya-calisilan-bir-dahibediuzzaman-said-nursi-3-176.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Oct 2007 22:12:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Makale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurcity.com/yanlis-tanitilmaya-calisilan-bir-dahibediuzzaman-said-nursi-3-176.html</guid>
		<description><![CDATA[Sosyal ve Siyasi Hayata Ait İslamın Yüce Düsturlarını İzah Etmiştir
Bedîüzzaman, sadece nazariyat insanı değil, aynı zamanda üç devir görmüş yani mutlâkıyet, meşrutiyet ve cumhuriyeti yaşamış bir tatbikat adamıdır. Kendi şahsî ubûdiyetini asla ihmâl etmediği gibi, başta Osmanlı Devleti ve daha sonra da Türkiye olmak üzere, bütün âlem-i İslamda ve hatta tüm dünyada meydana gelen siyasî [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span class="headersmall"><font size="2" color="#666666">Sosyal ve Siyasi Hayata Ait İslamın Yüce Düsturlarını İzah Etmiştir</font></span></p>
<p><span class="textnormal">Bedîüzzaman, sadece nazariyat insanı değil, aynı zamanda üç devir görmüş yani mutlâkıyet, meşrutiyet ve cumhuriyeti yaşamış bir tatbikat adamıdır. Kendi şahsî ubûdiyetini asla ihmâl etmediği gibi, başta Osmanlı Devleti ve daha sonra da Türkiye olmak üzere, bütün âlem-i İslamda ve hatta tüm dünyada meydana gelen siyasî ve sosyal hâdiseleri de islamın ulvî düsturlarına göre değerlendiren ve tesbitini islama göre yapan nâdide bir dava adamıdır. Zaman, hep onu haklı çıkarmış ve aksi fikirde olanları utandırmıştır. Şimdi tesbitlerinden bir iki misal verelim: </span> <a href="http://www.nurcity.com/yanlis-tanitilmaya-calisilan-bir-dahibediuzzaman-said-nursi-3-176.html#more-176" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurcity.com/yanlis-tanitilmaya-calisilan-bir-dahibediuzzaman-said-nursi-3-176.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>YANLIŞ TANITILMAYA ÇALIŞILAN BİR DAHİ:BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ 2</title>
		<link>http://www.nurcity.com/yanlis-tanitilmaya-calisilan-bir-dahibediuzzaman-said-nursi-2-175.html</link>
		<comments>http://www.nurcity.com/yanlis-tanitilmaya-calisilan-bir-dahibediuzzaman-said-nursi-2-175.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Oct 2007 22:10:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Makale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurcity.com/yanlis-tanitilmaya-calisilan-bir-dahibediuzzaman-said-nursi-2-175.html</guid>
		<description><![CDATA[Bediüzzaman, Büyük Bir İslam Alimi ve Asrın Müceddididir 
&#160;


Bedîüzzaman&#8217;ın ilmî şahsiyeti de, islam âleminde ve Türkiye dışında bütün dünyada tam olarak takdir edildiği halde, Türkiye&#8217;de özellikle ilim adamları çevresinde yeterince tanınmamıştır. Bunda, yapılan menfî propagandaların tesiri büyüktür. Bir zamanlar, ilâhiyât öğretim üyelerinin Doç. yahut Prof. olabilmeleri için, Bedîüzzaman ve onun 6.000 küsur sayfayı bulan Risâle-i nur [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><span class="headersmall"><font size="2" color="#666666">Bediüzzaman, Büyük Bir İslam Alimi ve Asrın Müceddididir</font></span> </p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal">&nbsp;</p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><span class="textnormal"></span></p>
<p align="left" style="margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><span class="textnormal"></span></p>
<p><span class="textnormal"><font size="2" face="Arial">Bedîüzzaman&#8217;ın ilmî şahsiyeti de, islam âleminde ve Türkiye dışında bütün dünyada tam olarak takdir edildiği halde, Türkiye&#8217;de özellikle ilim adamları çevresinde yeterince tanınmamıştır. Bunda, yapılan menfî propagandaların tesiri büyüktür. Bir zamanlar, ilâhiyât öğretim üyelerinin Doç. yahut Prof. olabilmeleri için, Bedîüzzaman ve onun 6.000 küsur sayfayı bulan Risâle-i nur adlı eserleri aleyhinde konferans yahut makale bulunması şartı arandığını, hâdiseyi yaşayan hocalarımız anlatmaktadır. Eserlerinin bir çoğu, başta Arapça, İngilizce, Almanca ve Urduca gibi ona yakın lisana tercüme edilen ve hakkında Avrupa&#8217;da ve islam âleminde doktora tezleri yapılan bir dahi hakkında, Türk ilim çevresinin bîgâne kalması elbette ki üzücüdür.</font></span> <a href="http://www.nurcity.com/yanlis-tanitilmaya-calisilan-bir-dahibediuzzaman-said-nursi-2-175.html#more-175" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurcity.com/yanlis-tanitilmaya-calisilan-bir-dahibediuzzaman-said-nursi-2-175.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>YANLIŞ TANITILMAYA ÇALIŞILAN BİR DAHİ:BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ 1</title>
		<link>http://www.nurcity.com/yanlis-tanitilmaya-calisilan-bir-dahibediuzzaman-said-nursi-174.html</link>
		<comments>http://www.nurcity.com/yanlis-tanitilmaya-calisilan-bir-dahibediuzzaman-said-nursi-174.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Oct 2007 22:07:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Makale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurcity.com/yanlis-tanitilmaya-calisilan-bir-dahibediuzzaman-said-nursi-174.html</guid>
		<description><![CDATA[ 1293 Rumi ve 1876 miladî yılında Bitlis&#8217;in Hizan kazâsının Nurs Köyünde dünyaya gelen, 22 Mart 1960 tarihinde Urfa&#8217;da dar-ı bekâya intikal eden Bedîüzzaman gibi 80 kusur sene dolu bir hayat yaşamış bir dahi ve müceddid hakkında, bu kısa yazı içerisinde doyurucu bir şeyler söylememizi bizden beklememelisiniz. Ancak &#8220;bir şey tamamen elde edilemese de, tamamıyla da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span class="textnormal"><font size="2" face="Arial"> </font>1293 Rumi ve 1876 miladî yılında Bitlis&#8217;in Hizan kazâsının Nurs Köyünde dünyaya gelen, 22 Mart 1960 tarihinde Urfa&#8217;da dar-ı bekâya intikal eden Bedîüzzaman gibi 80 kusur sene dolu bir hayat yaşamış bir dahi ve müceddid hakkında, bu kısa yazı içerisinde doyurucu bir şeyler söylememizi bizden beklememelisiniz. Ancak &#8220;bir şey tamamen elde edilemese de, tamamıyla da terkedilmemeli&#8221; kâidesince, denizden bir katre mesâbesinde, ba&#8217;zı hakikatleri burada ifade etmek istiyorum. Söyleyeceklerimizi ana başlıklarıyla özetleyeceğiz:</span> <a href="http://www.nurcity.com/yanlis-tanitilmaya-calisilan-bir-dahibediuzzaman-said-nursi-174.html#more-174" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurcity.com/yanlis-tanitilmaya-calisilan-bir-dahibediuzzaman-said-nursi-174.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Nur cemaatindeki daireler</title>
		<link>http://www.nurcity.com/nur-cemaatindeki-daireler-173.html</link>
		<comments>http://www.nurcity.com/nur-cemaatindeki-daireler-173.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 17 Oct 2007 15:08:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>

		<category><![CDATA[İnsan]]></category>

		<category><![CDATA[Risale-i nur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurcity.com/nur-cemaatindeki-daireler-173.html</guid>
		<description><![CDATA[Önceki yazılarımızda cemaatlerin sosyolojik açıdan, “Daire, zincir, tekerlek ve Y” olmak üzere dört temel gruba ayrıldığını; “daire” sistemi ile yapılanan cemaatte lider bulunmadığını nazara vermiştik.
İslâmın özüne, Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat’in ruhuna sadık kalınarak, fakat, en modern, en çağdaş gelişmeler ışığında teşekkül ettirilen Nur cemaatinin hiyerarşik düzeni ve çalışma sistemi gayet nettir. Tarikat veya liderlik sistemiyle çalışan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify">Önceki yazılarımızda cemaatlerin sosyolojik açıdan, “Daire, zincir, tekerlek ve Y” olmak üzere dört temel gruba ayrıldığını; “daire” sistemi ile yapılanan cemaatte lider bulunmadığını nazara vermiştik.</p>
<p align="justify">İslâmın özüne, Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat’in ruhuna sadık kalınarak, fakat, en modern, en çağdaş gelişmeler ışığında teşekkül ettirilen Nur cemaatinin hiyerarşik düzeni ve çalışma sistemi gayet nettir. Tarikat veya liderlik sistemiyle çalışan diğer cemaatlerdeki gibi dünyevî makamlar olmadığından bu noktalarda herhangi bir dahilî mücadele yaşanmaz. (Sıkıntılar, fikir ve uygulamaya dair veya maddî müesseselerde çıkar.) </p>
<p> <a href="http://www.nurcity.com/nur-cemaatindeki-daireler-173.html#more-173" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurcity.com/nur-cemaatindeki-daireler-173.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Cennette dünya kadınları</title>
		<link>http://www.nurcity.com/cennette-dunya-kadinlari-172.html</link>
		<comments>http://www.nurcity.com/cennette-dunya-kadinlari-172.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 17 Oct 2007 15:05:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[İnsan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurcity.com/cennette-dunya-kadinlari-172.html</guid>
		<description><![CDATA[Cennet nimetleri Cennette, herkes için umumîdir. Cennette ayrılık gayrılık yoktur; Cenâb-ı Hakk’ın ikram ve ihsanı, insanların kadın veya erkek olmalarına göre değil; amellerine ve aldıkları mânevî derecelere göre sonsuzluk arz eder. Cenâb-ı Hak şöyle buyurur: “Allah: ‘Ey kullarım! Bu gün size korku yoktur! Artık siz üzülmeyeceksiniz de!’ der. Bunlar, âyetlerimize iman etmiş ve kendilerini Bize [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify">Cennet nimetleri Cennette, herkes için umumîdir. Cennette ayrılık gayrılık yoktur; Cenâb-ı Hakk’ın ikram ve ihsanı, insanların kadın veya erkek olmalarına göre değil; amellerine ve aldıkları mânevî derecelere göre sonsuzluk arz eder. Cenâb-ı Hak şöyle buyurur: “Allah: ‘Ey kullarım! Bu gün size korku yoktur! Artık siz üzülmeyeceksiniz de!’ der. Bunlar, âyetlerimize iman etmiş ve kendilerini Bize vermişlerdir. Şöyle denir: ‘Siz de, eşleriniz de sevinç ve ikrama boğulmuş olarak Cennete girin!’ Onlar için altın kadehler ve tepsiler dolaştırılır. Orada, canlarının her istediği şey, gözlerinin her hoşlandığı şey vardır! Siz orada ebedî kalacaksınız! İşte Cennet budur! Amellerinize karşılık size miras bırakılmıştır! Orada sizin için bol yemiş vardır. Onlardan yersiniz!”1 </p>
<p> <a href="http://www.nurcity.com/cennette-dunya-kadinlari-172.html#more-172" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurcity.com/cennette-dunya-kadinlari-172.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bir ticaret yapmadım, nakd-i ömür oldu hebâ</title>
		<link>http://www.nurcity.com/bir-ticaret-yapmadim-nakd-i-omur-oldu-heba-171.html</link>
		<comments>http://www.nurcity.com/bir-ticaret-yapmadim-nakd-i-omur-oldu-heba-171.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Oct 2007 22:26:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Makale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurcity.com/bir-ticaret-yapmadim-nakd-i-omur-oldu-heba-171.html</guid>
		<description><![CDATA[Bir zaman gençlik gecesinin uykusundan ihtiyarlık sabahıyla uyandığım vakit kendime baktım, vücudum kabir tarafına bir inişten koşar gibi gidiyor. Niyazi-i Mısrî&#8217;nin
&#8220;Günde bir taşı binâ-yı ömrümün düştü yere,
Can yatar gafil, binası oldu viran bîhaber&#8221;
dediği gibi, ruhumun hanesi olan cismimin de hergün bir taşı düşmekle yıpranıyor. Ve dünya ile beni kuvvetli bağlayan ümitlerim, emellerim kopmaya başladılar. Hadsiz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="left"><a href="http://www.nurcity.com/wp-content/uploads/2007/10/ebru.jpg" title="ebru.jpg"><img align="left" src="http://www.nurcity.com/wp-content/uploads/2007/10/ebru.thumbnail.jpg" alt="ebru.jpg" /></a><font size="2" face="Verdana">Bir zaman gençlik gecesinin uykusundan ihtiyarlık sabahıyla uyandığım vakit kendime baktım, vücudum kabir tarafına bir inişten koşar gibi gidiyor. Niyazi-i Mısrî&#8217;nin<br />
</font><em><font size="2" face="Verdana">&#8220;Günde bir taşı binâ-yı ömrümün düştü yere,<br />
Can yatar gafil, binası oldu viran bîhaber&#8221;</font></em></p>
<p align="left"><font size="2" face="Verdana">dediği gibi, ruhumun hanesi olan cismimin de hergün bir taşı düşmekle yıpranıyor. Ve dünya ile beni kuvvetli bağlayan ümitlerim, emellerim kopmaya başladılar. Hadsiz dostlarımdan ve sevdiklerimden mufarakat zamanının yakınlaştığını hissettim. O mânevî ve çok derin ve devâsız görünen yaranın merhemini aradım, bulamadım. Yine Niyazi-i Mısrî gibi dedim ki:<br />
</font><font face="Verdana"><em>“Dil bekası, Hak fenâsı istedi mülk-ü tenim,<br />
Bir devâsız derde düştüm, ah ki Lokman bîhaber.”</em><br />
O vakit birden merhamet-i İlâhiyenin lisanı, misali, timsali, dellâlı, mümessili olan Peygamber-i Zîşan Aleyhissalâtü Vesselâmın nuru ve şefaati ve beşere getirdiği hediye-i hidayeti, o dermansız, hadsiz zannettiğim yaraya güzel bir merhem ve tiryak oldu. Karanlıklı ye&#8217;simi, nurlu bir ricaya çevirdi.<br />
<strong>Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, s. 282</strong></font></p>
<p> <a href="http://www.nurcity.com/bir-ticaret-yapmadim-nakd-i-omur-oldu-heba-171.html#more-171" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurcity.com/bir-ticaret-yapmadim-nakd-i-omur-oldu-heba-171.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bayramla buluşmak</title>
		<link>http://www.nurcity.com/bayramla-bulusmak-168.html</link>
		<comments>http://www.nurcity.com/bayramla-bulusmak-168.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Oct 2007 21:46:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Makale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurcity.com/bayramla-bulusmak-168.html</guid>
		<description><![CDATA[AYLARIN AYI, zamanların bereketi Ramazan, hayatın özünü saklar içinde… Zamanı sıksan Kadir damlar kabından… Kısalığında uzunluk, uzunluğunda kısalık var zamanın… Kadrini bilene bir ömür bağışlar Kadir gecesi…

Her gündüz her günkü gündüz değildir, her gecede öyle… Gündüzlerin de gecelerin de her birinin ayrı bir dili var… Dili çözülse Kadir’in sonsuzluk sırları dinlenir…
Koca ağaç küçücük çekirdekte toplandığı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify" id="OBJECTCONTENT" class="NY">AYLARIN AYI, zamanların bereketi Ramazan, hayatın özünü saklar içinde… Zamanı sıksan Kadir damlar kabından… Kısalığında uzunluk, uzunluğunda kısalık var zamanın… Kadrini bilene bir ömür bağışlar Kadir gecesi…
</p>
<p align="justify">Her gündüz her günkü gündüz değildir, her gecede öyle… Gündüzlerin de gecelerin de her birinin ayrı bir dili var… Dili çözülse Kadir’in sonsuzluk sırları dinlenir…</p>
<p align="justify">Koca ağaç küçücük çekirdekte toplandığı gibi seksen ay da bir gecede dürülür… Kadir’i kadir kılan da Kerim Kur’an’ın onda inzalidir. Âlem şifreleri Hâkim Kur’an’da derce dilmiş…</p>
<p> <a href="http://www.nurcity.com/bayramla-bulusmak-168.html#more-168" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurcity.com/bayramla-bulusmak-168.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bagıslanma bayramı</title>
		<link>http://www.nurcity.com/bagislanma-bayrami-167.html</link>
		<comments>http://www.nurcity.com/bagislanma-bayrami-167.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Oct 2007 21:42:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Makale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurcity.com/bagislanma-bayrami-167.html</guid>
		<description><![CDATA[


DAHA YENİ merhaba demiştik, şimdi elveda diyoruz… Alışmışken tadına, ayrılığın acıtıyor içimizi… Yaşantımıza nasıl da dirlik, düzenlik getirmiştin; sahurunla, iftarınla, teravihinle… Rehaveti üzerimizden atmış, duygularımız dirilmiş, zihinlerimiz keskinleşmişti… Nefis savrulmuş, şeytan kovulmuşken, bizi “ben”le bırakıp gidiyorsun…

Uhrevi havanla melek yönümüzü hatırlamış, ubudiyet semalarında dualarla, ibadetlerle tayaran etmiş, kul olduğumuzu kalbimizde hissetmiştik… Gidiyorsun…
Kabiliyetimiz ve cehdimiz nispetinde senden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table border="0" width="98%" cellPadding="0" cellSpacing="0">
<tr>
<td>
<p align="justify" id="OBJECTCONTENT" class="NY">DAHA YENİ merhaba demiştik, şimdi elveda diyoruz… Alışmışken tadına, ayrılığın acıtıyor içimizi… Yaşantımıza nasıl da dirlik, düzenlik getirmiştin; sahurunla, iftarınla, teravihinle… Rehaveti üzerimizden atmış, duygularımız dirilmiş, zihinlerimiz keskinleşmişti… Nefis savrulmuş, şeytan kovulmuşken, bizi “ben”le bırakıp gidiyorsun…
</p>
<p align="justify">Uhrevi havanla melek yönümüzü hatırlamış, ubudiyet semalarında dualarla, ibadetlerle tayaran etmiş, kul olduğumuzu kalbimizde hissetmiştik… Gidiyorsun…</p>
<p align="justify">Kabiliyetimiz ve cehdimiz nispetinde senden hisse almış; hasisliğimizi, hissetimizi unutmuş, hevayı uymamayı, latifeleri uyutmamayı, zikri ve fikri tefekkürü canlı tutmayı, Kerim Kur’an’ı hayatımıza taşımayı, hayatımızı Kur’an hizmetine adamayı öğreniyorduk… Gidiyorsun…</p>
<p align="justify">Açları, yoksulları, muhtaçları hatırlarken; aklı, kalbi iman nuruna muhtaçları da hatırlamıştık… Gidiyorsun…</p>
<p align="justify">Göz güzellikleri, kalp marifeti, akıl hikmeti arama gayretindeyken… Gidiyorsun… </p>
</td>
</tr>
</table>
<p> <a href="http://www.nurcity.com/bagislanma-bayrami-167.html#more-167" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurcity.com/bagislanma-bayrami-167.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bediüzzaman neden ağlar?</title>
		<link>http://www.nurcity.com/bediuzzaman-neden-aglar-166.html</link>
		<comments>http://www.nurcity.com/bediuzzaman-neden-aglar-166.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Oct 2007 21:24:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Makale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurcity.com/bediuzzaman-neden-aglar-166.html</guid>
		<description><![CDATA[Risâle-i Nur Külliyatını okuyan hemen herkesin fark ettiği bir husus vardır. Risâle-i Nur’un dopdolu olması&#8230; İşlediği konuların önemi açısından bakılırsa bu son derece normaldir. Bununla beraber içerdiği örnekler ve hikâyeler söz konusu olduğunda da Risâleler bu doluluğundan bir şey kaybetmez. Meselâ örneklerin ve hikâyelerin içinde de hepimiz için ölçüler olabilmektedir. Bilhassa Risâlelerin müellifinin kendi başından [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify" style="line-height: 150%"><font size="2" face="Verdana">Risâle-i Nur Külliyatını okuyan hemen herkesin fark ettiği bir husus vardır. Risâle-i Nur’un dopdolu olması&#8230; İşlediği konuların önemi açısından bakılırsa bu son derece normaldir. Bununla beraber içerdiği örnekler ve hikâyeler söz konusu olduğunda da Risâleler bu doluluğundan bir şey kaybetmez. Meselâ örneklerin ve hikâyelerin içinde de hepimiz için ölçüler olabilmektedir. Bilhassa Risâlelerin müellifinin kendi başından geçen ve Risâle-i Nur’un metinleri arasına geçirdiği hayat halleri böyledir.</font></p>
<p> <a href="http://www.nurcity.com/bediuzzaman-neden-aglar-166.html#more-166" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurcity.com/bediuzzaman-neden-aglar-166.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Üstadın namaza duruşu</title>
		<link>http://www.nurcity.com/ustadin-namaza-durusu-165.html</link>
		<comments>http://www.nurcity.com/ustadin-namaza-durusu-165.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Oct 2007 21:22:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Makale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurcity.com/ustadin-namaza-durusu-165.html</guid>
		<description><![CDATA[İmamlık yapan Hafız Enver Ceylan, imamlık yaptığı camide Bediüzzaman’ın namaz kılışını, “Sirkeci’de halkın tehacümünden kaçtığı için sakin bir yer olan bizim camiye gelmişti. Namaz kılışına çok dikkat ettim. Namazı yavaş yavaş sofiler gibi kılıyordu. Keskin hareketlerle kılıyordu. Çevik, tam bir delikanlı gibi kılıyordu. Sırtındaki cübbe ve sarığı ile Asr-ı Saadet Müslümanını andırıyordu” (Son Şahitler, 4:461) [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify">İmamlık yapan Hafız Enver Ceylan, imamlık yaptığı camide Bediüzzaman’ın namaz kılışını, “Sirkeci’de halkın tehacümünden kaçtığı için sakin bir yer olan bizim camiye gelmişti. Namaz kılışına çok dikkat ettim. Namazı yavaş yavaş sofiler gibi kılıyordu. Keskin hareketlerle kılıyordu. Çevik, tam bir delikanlı gibi kılıyordu. Sırtındaki cübbe ve sarığı ile Asr-ı Saadet Müslümanını andırıyordu” (Son Şahitler, 4:461) cümleleriyle anlatır. </p>
<p> <a href="http://www.nurcity.com/ustadin-namaza-durusu-165.html#more-165" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurcity.com/ustadin-namaza-durusu-165.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Gecelerin sultanı: Kadir</title>
		<link>http://www.nurcity.com/gecelerin-sultani-kadir-164.html</link>
		<comments>http://www.nurcity.com/gecelerin-sultani-kadir-164.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Oct 2007 18:06:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[İbadet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurcity.com/gecelerin-sultani-kadir-164.html</guid>
		<description><![CDATA[Meleklerin dalga dalga yeryüzüne indiği, dünyanın adeta ahiret hayatından anlar yaşadığı bir gece: Kadir Gecesi. Bu gece tan ağarıncaya kadar melekler kanat çırparlar. Aralarında Cebrail de vardır. Hepsinin inişi Rablerinin izniyledir. Kadir Gecesi mü’min ruhların bir bayramıdır. Mânevî bir ziyafettir. Bu gece kâinatın her köşesinden “davetliler” bir araya gelip, ziyafet sahibinin ikramlarına mazhar olurlar. Allah [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Meleklerin dalga dalga yeryüzüne indiği, dünyanın adeta ahiret hayatından anlar yaşadığı bir gece: Kadir Gecesi. Bu gece tan ağarıncaya kadar melekler kanat çırparlar. Aralarında Cebrail de vardır. Hepsinin inişi Rablerinin izniyledir. Kadir Gecesi mü’min ruhların bir bayramıdır. Mânevî bir ziyafettir. Bu gece kâinatın her köşesinden “davetliler” bir araya gelip, ziyafet sahibinin ikramlarına mazhar olurlar. Allah rahmet kapılarını ardına kadar açar. Mü’min insan ve cinlerle semalardan gelen sayısız melek, bu eşsiz gecede bir araya gelip kaynaşırlar ve İlâhî rahmetin tertiplediği bu mânevî ziyafetten olabildiğince istifade ederler.  <a href="http://www.nurcity.com/gecelerin-sultani-kadir-164.html#more-164" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurcity.com/gecelerin-sultani-kadir-164.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Leyle-i Kadiri ihya hakikati</title>
		<link>http://www.nurcity.com/leyle-i-kadiri-ihya-hakikati-163.html</link>
		<comments>http://www.nurcity.com/leyle-i-kadiri-ihya-hakikati-163.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Oct 2007 18:04:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[İbadet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurcity.com/leyle-i-kadiri-ihya-hakikati-163.html</guid>
		<description><![CDATA[Ebedî ve ezelî kelâm olan ve her harfi hikmetle vahyolunan Kur’ân’ın, Leyle-i Kadiri tek başına bir sûre ile büyük bir ehemmiyetle nazara vermesinin anlamı büyüktür.
Bu ehemmiyetledir ki Bediüzzaman, “Leyle-i Kadrin hakikatini ve Ramazan’ın yüksek mertebesini kazanmak”tan, “Leyle-i Kadre lâyık bir tarzda çalışmak”tan bahseder. (Kastamonu Lâhikası., 69; Sikke-i Tasdik-i Gaybi, 150)
“Ramazan-ı Şerifteki hakikat-i leyle-i Kadir gibi, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify">Ebedî ve ezelî kelâm olan ve her harfi hikmetle vahyolunan Kur’ân’ın, Leyle-i Kadiri tek başına bir sûre ile büyük bir ehemmiyetle nazara vermesinin anlamı büyüktür.</p>
<p align="justify">Bu ehemmiyetledir ki Bediüzzaman, “Leyle-i Kadrin hakikatini ve Ramazan’ın yüksek mertebesini kazanmak”tan, “Leyle-i Kadre lâyık bir tarzda çalışmak”tan bahseder. (Kastamonu Lâhikası., 69; Sikke-i Tasdik-i Gaybi, 150)</p>
<p align="justify">“Ramazan-ı Şerifteki hakikat-i leyle-i Kadir gibi, kudsi ve ulvî hakikatleri, yüz bin elle arama”nın gereğini anlamaya ve anlatmaya çalışır. (Kastamonu Lâhikası, 205) </p>
<p> <a href="http://www.nurcity.com/leyle-i-kadiri-ihya-hakikati-163.html#more-163" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurcity.com/leyle-i-kadiri-ihya-hakikati-163.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>leyle i kadir</title>
		<link>http://www.nurcity.com/leyle-i-kadir-162.html</link>
		<comments>http://www.nurcity.com/leyle-i-kadir-162.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Oct 2007 17:55:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[İbadet]]></category>

		<category><![CDATA[Dua]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurcity.com/leyle-i-kadir-162.html</guid>
		<description><![CDATA[Aziz, Sıddık Kardeşlerim!
Evvelâ: Yarın gece leyle-i kadir olmak ihtimali çok kuvvetli olmasından bir kısım müçtehidler o geceye Leyle-i Kadr&#8217;i tahsis etmişler. Hakikî olmasa da, madem ümmet o geceye o nazarla bakıyor. İnşâallah hakikî hükmünde kabule mazhar olur.
Sâniyen: Sarsıntılı olan altıncıdaki kardeşlerimizin istirahatlarını merak ediyorum. Bir parmak hariçten hapse, hususan altıncıya karışıyor, oradaki kardeşlerimiz dikkat ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="left"><a href="http://www.nurcity.com/wp-content/uploads/2007/10/namaz.jpg" title="namaz.jpg"><img align="left" src="http://www.nurcity.com/wp-content/uploads/2007/10/namaz.thumbnail.jpg" alt="namaz.jpg" /></a>Aziz, Sıddık Kardeşlerim!<br />
Evvelâ: Yarın gece leyle-i kadir olmak ihtimali çok kuvvetli olmasından bir kısım müçtehidler o geceye Leyle-i Kadr&#8217;i tahsis etmişler. Hakikî olmasa da, madem ümmet o geceye o nazarla bakıyor. İnşâallah hakikî hükmünde kabule mazhar olur.<br />
Sâniyen: Sarsıntılı olan altıncıdaki kardeşlerimizin istirahatlarını merak ediyorum. Bir parmak hariçten hapse, hususan altıncıya karışıyor, oradaki kardeşlerimiz dikkat ve ihtiyat edip hiç bir şeye karışmasınlar.<br />
Sâlisen: Avukata, reise okutmak için parçayı gönderdiniz mi? Hem Halil Hilmi, vahdet-i mes&#8217;ele itibariyle yalnız Sabri&#8217;nin değil, belki umumumuzun avukatıdır. Ben bu nazarla ona bakıyorum.</p>
<p> <a href="http://www.nurcity.com/leyle-i-kadir-162.html#more-162" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurcity.com/leyle-i-kadir-162.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bu gecenin kadrini bilin ki, Allah da sizin kadrinizi bilsin</title>
		<link>http://www.nurcity.com/bu-gecenin-kadrini-bilin-ki-allah-da-sizin-kadrinizi-bilsin-161.html</link>
		<comments>http://www.nurcity.com/bu-gecenin-kadrini-bilin-ki-allah-da-sizin-kadrinizi-bilsin-161.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Oct 2007 17:47:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[İbadet]]></category>

		<category><![CDATA[Dua]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurcity.com/bu-gecenin-kadrini-bilin-ki-allah-da-sizin-kadrinizi-bilsin-161.html</guid>
		<description><![CDATA[“Kadir Gecesi neden bin aydan hayırlı?”, “Melekler bu gece dünyaya nasıl iner?” ve “Kadir Gecesi nasıl geçirilmeli?” Kadir Gecesi hakkında bilmek istediklerinizi 10 soru ve cevabında bulabilirsiniz.1. Bu gece ismini nereden alır?
Kadir Gecesi “kadr” kelimesinden gelir. Yani o gecede bir kadirşinaslık rûh ve manası parıldamaktadır. Öyle ise o gecenin kadrini bilin ki, kadriniz bilinsin. Ayrıca [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font size="2">“Kadir Gecesi neden bin aydan hayırlı?”, “Melekler bu gece dünyaya nasıl iner?” ve “Kadir Gecesi nasıl geçirilmeli?” Kadir Gecesi hakkında bilmek istediklerinizi 10 soru ve cevabında bulabilirsiniz.</font><font size="2"><strong>1. Bu gece ismini nereden alır?</strong><br />
Kadir Gecesi “kadr” kelimesinden gelir. Yani o gecede bir kadirşinaslık rûh ve manası parıldamaktadır. Öyle ise o gecenin kadrini bilin ki, kadriniz bilinsin. Ayrıca Allah (cc)’ın fevkalâdeden ihsanının verildiği şeyler de olabilir bu gecede. Tıpkı ulûfe gibi&#8230; Bu gece, bin aydan hayırlı olmasına gelince, bu kesretten kinayedir ve herkes için de söz konusu değildir, belki her geceyi kadir bilenler içindir. Sanki o, her geceyi ihyâ etmiş de, bu gecede bardağı taşıran rahmet damlayıvermiş&#8230; Derken kul, damla ile deryaya ermiş gibi..</font> <a href="http://www.nurcity.com/bu-gecenin-kadrini-bilin-ki-allah-da-sizin-kadrinizi-bilsin-161.html#more-161" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurcity.com/bu-gecenin-kadrini-bilin-ki-allah-da-sizin-kadrinizi-bilsin-161.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Sarıklı genç’ kim ola</title>
		<link>http://www.nurcity.com/sarikli-genc%e2%80%99-kim-ola-160.html</link>
		<comments>http://www.nurcity.com/sarikli-genc%e2%80%99-kim-ola-160.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Oct 2007 18:00:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M.Said</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Makale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurcity.com/sarikli-genc%e2%80%99-kim-ola-160.html</guid>
		<description><![CDATA[
BİR ÖNCEKİ yazıda, Risale-i Nur’un hem de bir ‘rüya tabiri’ni içeren risalenin en başında yapılan ‘tahkik mesleği’ vurgusuna rağmen ‘rüya’lara atfedilen ziyade önem problemine; hem de, Risale-i Nur’un ‘şahs-ı manevî’ vurgusuna rağmen ‘şahsîleştirme,’ ‘belli bir şahsa işaret çıkarma’ zaafına işaret etmiştik.

“Yirmisekizinci Mektub”un “birinci risale”sinde sözkonusu edilen rüya, Risale-i Nur’un tamamı, ilgili risalenin tamamı ve ilgili [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="left"><img align="right" src="http://www.nurcity.com/wp-content/uploads/2007/10/sarik.thumbnail.jpg" alt="sarik.jpg" /></p>
<p align="justify" id="OBJECTCONTENT" class="NY">BİR ÖNCEKİ yazıda, Risale-i Nur’un hem de bir ‘rüya tabiri’ni içeren risalenin en başında yapılan ‘tahkik mesleği’ vurgusuna rağmen ‘rüya’lara atfedilen ziyade önem problemine; hem de, Risale-i Nur’un ‘şahs-ı manevî’ vurgusuna rağmen ‘şahsîleştirme,’ ‘belli bir şahsa işaret çıkarma’ zaafına işaret etmiştik.
</p>
<p align="justify">“Yirmisekizinci Mektub”un “birinci risale”sinde sözkonusu edilen rüya, Risale-i Nur’un tamamı, ilgili risalenin tamamı ve ilgili rüyanın tamamı dikkate alınarak okunmalıydı bu yüzden.</p>
<p> <a href="http://www.nurcity.com/sarikli-genc%e2%80%99-kim-ola-160.html#more-160" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurcity.com/sarikli-genc%e2%80%99-kim-ola-160.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İbda-inşa dengesi</title>
		<link>http://www.nurcity.com/ibda-insa-dengesi-158.html</link>
		<comments>http://www.nurcity.com/ibda-insa-dengesi-158.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Oct 2007 17:49:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>musab</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Makale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurcity.com/ibda-insa-dengesi-158.html</guid>
		<description><![CDATA[
BUGÜNLERDE DİLİNİN ucundan düşen ‘mahalle baskısı’ tabirinin (sui)istimaliyle gündeme oturan Prof. Dr. Şerif Mardin, “Modern Türkiye’de Din ve Değişim” üstbaşlığını taşıyan “Bediüzzaman Said Nursî Olayı” kitabının yayınlandığı dönemde de dile getirdiği bir görüşten dolayı özellikle dindar entellektüellerin gündemine oturmuştu. Prof. Mardin’in bu kitabında dile getirdiği, Bediüzzaman Said Nursî’ye ‘Newton mekanizmi’ne mensubiyet atfeden görüş, ‘İslâmcı entellektüeller’ [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="left"><img align="right" src="http://www.nurcity.com/wp-content/uploads/2007/10/mardin.thumbnail.jpg" alt="mardin.jpg" /></p>
<p align="justify" id="OBJECTCONTENT" class="NY">BUGÜNLERDE DİLİNİN ucundan düşen ‘mahalle baskısı’ tabirinin (sui)istimaliyle gündeme oturan Prof. Dr. Şerif Mardin, “Modern Türkiye’de Din ve Değişim” üstbaşlığını taşıyan “Bediüzzaman Said Nursî Olayı” kitabının yayınlandığı dönemde de dile getirdiği bir görüşten dolayı özellikle dindar entellektüellerin gündemine oturmuştu. Prof. Mardin’in bu kitabında dile getirdiği, Bediüzzaman Said Nursî’ye ‘Newton mekanizmi’ne mensubiyet atfeden görüş, ‘İslâmcı entellektüeller’ tarafından bir anda neredeyse sorgusuz bir kabul görüverdi.</p>
<p> <a href="http://www.nurcity.com/ibda-insa-dengesi-158.html#more-158" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurcity.com/ibda-insa-dengesi-158.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Risâle-i Nur&#8217;da zekât</title>
		<link>http://www.nurcity.com/risale-i-nurda-zekat-156.html</link>
		<comments>http://www.nurcity.com/risale-i-nurda-zekat-156.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Oct 2007 17:42:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>musab</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Risale-i nur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurcity.com/risale-i-nurda-zekat-156.html</guid>
		<description><![CDATA[Bediüzzaman Hazretleri Yirmi İkinci Mektub’un İkinci Mebhas’ına hırsın bir mahrumiyet, zillet ve sefalet sebebi olduğunu zikrederek başlar. Devamında hırs ile kanaatin iki muhalif güç olarak hayatımızdaki olumlu-olumsuz etkileri ile zekât ve faiz üzerindeki rollerini açıklar. Kanaatin bitmeyen bir hazine olduğunu ispat ederek Mebhas’ı bitirir. 
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify">Bediüzzaman Hazretleri Yirmi İkinci Mektub’un İkinci Mebhas’ına hırsın bir mahrumiyet, zillet ve sefalet sebebi olduğunu zikrederek başlar. Devamında hırs ile kanaatin iki muhalif güç olarak hayatımızdaki olumlu-olumsuz etkileri ile zekât ve faiz üzerindeki rollerini açıklar. Kanaatin bitmeyen bir hazine olduğunu ispat ederek Mebhas’ı bitirir. </p>
<p> <a href="http://www.nurcity.com/risale-i-nurda-zekat-156.html#more-156" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurcity.com/risale-i-nurda-zekat-156.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kardeşe veya kardeş çocuğuna zekât verilir mi</title>
		<link>http://www.nurcity.com/kardese-veya-kardes-cocuguna-zekat-verilir-mi-154.html</link>
		<comments>http://www.nurcity.com/kardese-veya-kardes-cocuguna-zekat-verilir-mi-154.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Oct 2007 17:38:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M.Said</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Makale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurcity.com/kardese-veya-kardes-cocuguna-zekat-verilir-mi-154.html</guid>
		<description><![CDATA[
Zekât, bakmakla yükümlü olduğumuz astlarımıza ve üstlerimize verilmez; fakat yanlara verilir. Yani çocuklarımıza, torunlarımıza, eşimize, anne ve babamıza, dede ve ninemize zekât veremeyiz.
Fakat bu silsilenin dışındaki yakın akrabalarımıza öncelik sırasına göre zekât verebiliriz. Zekât verirken muhtaç olan en yakınımızdan başlamamız sünnettir. Zekât verebileceğimiz silsileyi yakından uzağa doğru sıralayacak olursak: Muhtaç ve fakir olması durumunda, erkek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.nurcity.com/wp-content/uploads/2007/10/sadaka.jpg" title="sadaka.jpg"><img align="right" src="http://www.nurcity.com/wp-content/uploads/2007/10/sadaka.thumbnail.jpg" alt="sadaka.jpg" /></a></p>
<p align="justify">Zekât, bakmakla yükümlü olduğumuz astlarımıza ve üstlerimize verilmez; fakat yanlara verilir. Yani çocuklarımıza, torunlarımıza, eşimize, anne ve babamıza, dede ve ninemize zekât veremeyiz.</p>
<p align="justify">Fakat bu silsilenin dışındaki yakın akrabalarımıza öncelik sırasına göre zekât verebiliriz. Zekât verirken muhtaç olan en yakınımızdan başlamamız sünnettir. Zekât verebileceğimiz silsileyi yakından uzağa doğru sıralayacak olursak: Muhtaç ve fakir olması durumunda, erkek ve kız kardeşlerimiz, kardeş çocuklarımız (yeğenlerimiz), hala, dayı, teyze ve amcalarımız veya bunların çocukları, komşularımız, iş arkadaşlarımız, mahalle ve belde sakinleri ve sâir Müslümanlar bizim vereceğimiz zekâttan öncelik sırasına göre hissedâr olabilirler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurcity.com/kardese-veya-kardes-cocuguna-zekat-verilir-mi-154.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Tesbihat</title>
		<link>http://www.nurcity.com/152-152.html</link>
		<comments>http://www.nurcity.com/152-152.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 Sep 2007 19:17:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[İbadet]]></category>

		<category><![CDATA[Dua]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurcity.com/152-152.html</guid>
		<description><![CDATA[
Namazı gerek cemaatle kılalım, gerekse tek başımıza kılalım fark etmez; namazdan sonra tesbîhat yapmak Sünnet-i Seniyyedir. Tesbîhât cemaatle birlikte yapılabileceği gibi, ferdî olarak da yapılabilir.
Allah’ı zikretmek, noksanlıklardan yüce tutmak ve şükretmek namazın özüdür. Tesbîhâtta otuz üçer defa tekrar edilen “Sübhanallah”, “Elhamdülillah”, “Allâhu ekber” ve “Lâ ilâhe illâllah” mübarek kelimeleri namazın çekirdekleri hükmündedir. Bu kudsî çekirdeklerin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.nurcity.com/wp-content/uploads/2007/09/tesbihat.jpg" title="tesbihat.jpg"><img align="right" src="http://www.nurcity.com/wp-content/uploads/2007/09/tesbihat.thumbnail.jpg" alt="tesbihat.jpg" /></a></p>
<p align="justify">Namazı gerek cemaatle kılalım, gerekse tek başımıza kılalım fark etmez; namazdan sonra tesbîhat yapmak Sünnet-i Seniyyedir. Tesbîhât cemaatle birlikte yapılabileceği gibi, ferdî olarak da yapılabilir.</p>
<p align="justify">Allah’ı zikretmek, noksanlıklardan yüce tutmak ve şükretmek namazın özüdür. Tesbîhâtta otuz üçer defa tekrar edilen “Sübhanallah”, “Elhamdülillah”, “Allâhu ekber” ve “Lâ ilâhe illâllah” mübarek kelimeleri namazın çekirdekleri hükmündedir. Bu kudsî çekirdeklerin namazın içinde de yer alışı, manevî hayatımız için ne büyük önemi bulunduğunu anlatmaya yeter.1 Nitekim Resûlullah (asm) Efendimiz: “Bizim namazımız tesbîh, tekbir ve Kur’ân’ı okumaktan ibarettir; onda dünya kelâmı konuşulmaz!” buyuruyor.2 </p>
<p> <a href="http://www.nurcity.com/152-152.html#more-152" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.nurcity.com/152-152.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Örtünmemek ayıp mı, suç mu, günah mı?</title>
		<link>http://www.nurcity.com/ortunmemek-ayip-mi-suc-mu-gunah-mi-149.html</link>
		<comments>http://www.nurcity.com/ortunmemek-ayip-mi-suc-mu-gunah-mi-149.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 Sep 2007 18:46:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Makale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.nurcity.com/ortunmemek-ayip-mi-suc-mu-gunah-mi-149.html</guid>
		<description><![CDATA[ Tesettür münakaşalarında üç kavram.birbiriyle karıştırılıyor: Ayıp,suç ve günah. Bir söz, bir hareket veyabir  kıyafet toplumun değer hükümlerine ters düşüyorsa ayıplanıyor. Kanuna   aykırı ise, suç sayılıyor. Dine muhalif ise, günah oluyor.
Bazı kimseler, kanuna aykırı olmayan bir şeyin günah da olmayacağını zannederken, bazıları, “herkesin işlediği bir fiilin günahlıktan ç