2
Eyl

KARDEŞLERE(ÜSTADIMIZIN AHİRETE TEŞRİFİNDEN SONRA)

   Yazan: celilay   Kategori İnsan

  Aziz, sıddık, muhterem kardeşlerimiz!

Şimdi Risale-i Nur en ücra köşelere kadar gitmiş ve bü­yük bir revaca mazhar olarak en kuvvetli ve küllî bir vaziyet almıştır.

Neşriyat ve fütuhat, dahil ve hariçte muazzam ve muhte­şem bir surette inkişaf etmektedir.

Nur talebelerinin arasın­daki harikulâde ittifak ve tesanüt ise bütün dünyada iştihar etmiş bir durumdadır.

İslâmiyetin bidayetinden bu zamana kadar, İslâmiyeti iç­ten yıkmak için, İslâm düşmanları İslâm milletlerinin ara­sına fesat ve tefrika tohumları atmış, parçalamaya çalışmış­lardır.

Zamanımızda da bu böyledir. Ayrıca, her asırda İslâ­mi­yete mücahidâne hizmet eden hizbü’l-Kur’ân’ı mağ­lup etmek gayesi ile müntesiplerini ve erkanlarını birbiri ile müna­kaşa, mübareze ettirmek, kardeşi kardeşle çarpıştır­mak planları ve şeytanetleri çevrilmişse de muvaffak ola­mamış­lardır.

O hizbü’l-Kur’ân bilakis daha ziyade kuvvetlenmiş ve ge­nişlemiştir.

İşte bu âhirdeki hizbü’l-Kur’ân olan Nur talebelerinin mad­dî, mânevî harika kuvvetlerine dayanamayan, kırk se­ne­den beri ittihat ve ittifakını kıramayan din düşmanları ve mü­nafıklar ve bunlara aldananlar, türlü türlü entrika ve dolapları Üstadımız Bediüzzaman Hazretlerinin sağlığında çevirmişler, kardeşi kardeşle boğuşturmaya çalışmışlar, ifti­ralar ve menfi, farfaralı propagandalar yapmışlardır.

Talebe veya dost suretine bürünerek yaptıkları fena faa­liyetlerle Nur talebelerinin tesanüdlerinin birden kuvvet­len­mesine, bu hususlarda gayet dikkatli ve uyanık bulun­ma­la­rına sebep olmuşlardır.

Her fena dedikoduda ehl-i iman ağzından da çıksa mut­laka dinsizlerin veya münafıkların parmağı olduğu teyak­kuzunu taşımalarına sebep olmuşlardır.

Dinsizlerin aley­hine Nur talebelerinin lehine olarak tecelli eden bu neticeyi sonra o münafıklar gözleri ile görmüşler yei­se ve çaresizliğe düşmüşlerdir.

Ne şekilde olursa olsun, her kimden gelirse gelsin, hangi ehl-i imanın ağzından ve elinden çıkarsa çıksın, Nur talebe­lerinin ittifakını bozabilmek kastı ile ortalığa yayılacak it­ti­ham ve iftiralara, dedikodu ve şayialara mukabele etme­ye­ce­ğiz.

Onlarla uğraşma küçüklüğüne düşmeyeceğiz. Onlarla meş­gul olup, hizmete ve ibadete, Nurlara çalışmaya sarf edeceğimiz kıymettar vakitlerimizi öldürmeyeceğiz.

Bil­hassa ve bilhassa şahıslarımıza gelen iftira ve darbeler­den memnun kalacağız.

Risale-i Nur’un selâmetle intişarı ve ittihad ve tesa­nü­dü­müz uğrunda, icabında, haysiyet ve izzetimizi, his­siyat ve nef­simizi dahi feda edeceğiz.

Risale-i Nur’un tesir ve neşrine muvakkat da olsa zarar vermiş olmak felâketine düşmeyeceğiz.

Evet öyle planlar ve çok kimselerin münafık parmağı ile hasıl olduğundan habersiz bulunduğu öyle entrikaların dön­düğünde aldanmış veya aldatılmış ehl-i imandan göre­ceğimiz hücum ve taarruzlar karşısında ehl-i imanla müca­dele etmeyeceğız.

İcabında elini öpüp hürmetkâr olacağız. İşte böylece ha­reket etmek, Nur Risalelerinden aldığımız derslerin iktizası olarak mutlaka işleyeceğimiz bir fiil olacaktır.

Bu gayet tesirli, gayet feyizli ve mukni derslere seve seve itaat etmeyi büyük bir şeref-i mânevî ve nimet bilmek az­mimiz ve şiarımız olacaktır.

Üstadımız Bediüzzaman’ın bir nevi emir ve vasiyeti hük­mündeki bu ulvî derslerin bizlere ve gelecekteki Nur­culara hi­tap ettiğini bilmek, bunlara boyun eğip mucibince amel et­mek, bilhassa vefatından sonra Üstadımıza olan sa­dakat ve tes­limiyetin, inkiyat ve itaatin iktiza ettiği bir va­zife-i katiye olacaktır.

Hem sevgili Üstadımızdan sureten ayrıldıktan sonra, Kur’­­ân ve iman nam ve hesabına büyük Üstadımız Bediüz­za­man’a sadakat ve teslimiyetimizin ne dereceye ka­dar olduğu da meydana çıkmış olacaktır.

Kendi kendimize düşünüp mülahaza ettiğimiz vakit, o kud­sî derslere itaat ve sadakatte noksanlığımızı görürsek töv­be istiğfar edip sadakatimizi kuvvetlendirmek için Nur Risalelerine daha fazla dikkat ve gayretle çalışacağız.

Zira bir zâta olan asıl ve halis sadakat, o zâtın vefatından sonra devam eden sadakat ve vasiyetini tam yerine getir­mek sureti ile olur.İşte biz Nur talebeleri böylece halisane bir surette Nur Risalelerinin derslerine ne kadar fazla riayet ve itaat eder­sek, muhterem Üstadımıza olan sadakatta ne kadar ileri gi­der­sek, her hususta o derece muvaffakiyet ve selâmetlere na­il olacağız. Bu hakikat geçmiş binler nümune ve misaller ile sabittir. Vaki ve kat’idir.

Cenab-ı Hak şimdiki ve istikbaldeki Nur talebelerini din­sizlerin, münafıkların, talebe veya dost suretine giren kimse­lerin zararlı, yıkıcı propagandaları ve dedikoduların­dan muhafaza etmek ve Nur talebelerini daima uyanık bulun­durmak için kemal-i merhametinden o pek lâzım ve elzem ve iksir nevinden olan derslerin husule gelmesini irade bu­yurmuş.

Okuyanlara tam tesirli olabilmesi ve bu tesir ve nüfuzu te­min etmesi için de Üstadımız Bediüzzaman’ın hararetle kaleme alabilmesi için bazı sebepler halk etmiştir.

Umum Nur talebelerinin, Nur Risalelerinin neşrinde ve hizmetinde muvaffakiyetleri için muhterem, mübarek ağa­beylerimizin ve kıymettar ve fedakar Nur talebelerinin mak­bul dualarına muhtaç olduğumuzu arz ederiz.

Kur’ân-ı Mû’cizü’l-Beyanın parlak ve yüksek bir mucize-i mânevîsi olan Risale-i Nur’un kudsî hizmetinde azamî ihlas, azamî sadakat, azamî sebat, azamî fedakarlık, azamî takva ve azamî dikkat ve iktisatla muvaffak kılmasını Rabb-ı Rahi­mi­mizden gözyaşlarımızla niyaz ederiz.

Nur talebeleri adınaZübeyir Gündüzalp

02 Eylül 2007, 00:55 tarihinde İnsan kategorisi altında yayınlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.


Yorum Yapın

İsim (*Gerekli)
E-Posta (*Gerekli)
Site
Yorumunuz

 domain