Mezar, ekser insanların duymak ve hatırlamak istemediği bir kelimedir genellikle. Elini sürdüğü, dokunduğu mezar taşı, canından çok sevdiği bir yakının da olsa yine de buzz gibi… İnsanların inşa ettikleri mezarlar dünyevîleşmiş kalpler kadar taşlaşmış. Sımsıcak bedenin konduğu yer, buz gibi mermerlerle kaplanıyor. Önceden sadece mezar olduğunu belirtmek için bir iz bırakılan kabir topraklarının üzerleri şimdi mermer lahitlerden bir şehre dönüşmüş. Dünyevîliğin çamuru bir parça buralara da bulaşmış yani. Geride kalan bazı insanlar “ene”lerini tatmin edip ille de dünyayı güzel görmek için kendilerine göre kabir kapılarını büyükçe sütunlarla süslemişler. Tabii o süslü taşların ilgi çekici cazibesiyle nazarları taşlara bağlayıp, kabrin asıl yüzünü saklamaya çalışmışlar, ama güneşi üflemekle söndüremedikleri gibi ölüm gerçeğini de gizleyememişleri bir türlü. Devamını oku »
MEZARLIK SENFONİSİ
IV- İstikbale Ait Tesbit ve Görüşlerini Zaman ve Hadiseler Tasdik Etmiştir
Bedîüzzaman, sadece bir din âlimi değil, aynı zamanda bir mütefekkir ve dahidir. Doğrudan doğruya Kur’an’dan alarak Risâle-i Nur adlı eserlerde muhtaçlara sunduğu hakikatler, sadece mazi ve hali değil, istikbali de aydınlatmıştır denilebilir. 20. asrın islamiyet açısından meş’um olan suratı, onun ümidlerini ye’se çevirememiştir. En sıkıntılı günlede dahi, herkes me’yûs iken o ümidini arttırarak devam ettirmiştir. “Ümitvar olunuz! Şu istikbal inkılâbâtı içinde en yüksek gür sada, islamın sadası olacaktır” diyerek haykırırken, âlem-i islamla alakalı hep müjdeli haberler vermiştir. Devletin yaptığı hayatî hatalarda ise, acı da olsa, en yüksek makam seviyesinde yetkilileri ikaz etmeyi de bir millî ve dinî görev addetmiştir. Devamını oku »
Sosyal ve Siyasi Hayata Ait İslamın Yüce Düsturlarını İzah Etmiştir
Bedîüzzaman, sadece nazariyat insanı değil, aynı zamanda üç devir görmüş yani mutlâkıyet, meşrutiyet ve cumhuriyeti yaşamış bir tatbikat adamıdır. Kendi şahsî ubûdiyetini asla ihmâl etmediği gibi, başta Osmanlı Devleti ve daha sonra da Türkiye olmak üzere, bütün âlem-i İslamda ve hatta tüm dünyada meydana gelen siyasî ve sosyal hâdiseleri de islamın ulvî düsturlarına göre değerlendiren ve tesbitini islama göre yapan nâdide bir dava adamıdır. Zaman, hep onu haklı çıkarmış ve aksi fikirde olanları utandırmıştır. Şimdi tesbitlerinden bir iki misal verelim: Devamını oku »
Bediüzzaman, Büyük Bir İslam Alimi ve Asrın Müceddididir
Bedîüzzaman’ın ilmî şahsiyeti de, islam âleminde ve Türkiye dışında bütün dünyada tam olarak takdir edildiği halde, Türkiye’de özellikle ilim adamları çevresinde yeterince tanınmamıştır. Bunda, yapılan menfî propagandaların tesiri büyüktür. Bir zamanlar, ilâhiyât öğretim üyelerinin Doç. yahut Prof. olabilmeleri için, Bedîüzzaman ve onun 6.000 küsur sayfayı bulan Risâle-i nur adlı eserleri aleyhinde konferans yahut makale bulunması şartı arandığını, hâdiseyi yaşayan hocalarımız anlatmaktadır. Eserlerinin bir çoğu, başta Arapça, İngilizce, Almanca ve Urduca gibi ona yakın lisana tercüme edilen ve hakkında Avrupa’da ve islam âleminde doktora tezleri yapılan bir dahi hakkında, Türk ilim çevresinin bîgâne kalması elbette ki üzücüdür. Devamını oku »