Önceki yazılarımızda cemaatlerin sosyolojik açıdan, “Daire, zincir, tekerlek ve Y” olmak üzere dört temel gruba ayrıldığını; “daire” sistemi ile yapılanan cemaatte lider bulunmadığını nazara vermiştik.
İslâmın özüne, Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat’in ruhuna sadık kalınarak, fakat, en modern, en çağdaş gelişmeler ışığında teşekkül ettirilen Nur cemaatinin hiyerarşik düzeni ve çalışma sistemi gayet nettir. Tarikat veya liderlik sistemiyle çalışan diğer cemaatlerdeki gibi dünyevî makamlar olmadığından bu noktalarda herhangi bir dahilî mücadele yaşanmaz. (Sıkıntılar, fikir ve uygulamaya dair veya maddî müesseselerde çıkar.)
Devamını oku »
Yazan: admin Kategori İnsan
Cennet nimetleri Cennette, herkes için umumîdir. Cennette ayrılık gayrılık yoktur; Cenâb-ı Hakk’ın ikram ve ihsanı, insanların kadın veya erkek olmalarına göre değil; amellerine ve aldıkları mânevî derecelere göre sonsuzluk arz eder. Cenâb-ı Hak şöyle buyurur: “Allah: ‘Ey kullarım! Bu gün size korku yoktur! Artık siz üzülmeyeceksiniz de!’ der. Bunlar, âyetlerimize iman etmiş ve kendilerini Bize vermişlerdir. Şöyle denir: ‘Siz de, eşleriniz de sevinç ve ikrama boğulmuş olarak Cennete girin!’ Onlar için altın kadehler ve tepsiler dolaştırılır. Orada, canlarının her istediği şey, gözlerinin her hoşlandığı şey vardır! Siz orada ebedî kalacaksınız! İşte Cennet budur! Amellerinize karşılık size miras bırakılmıştır! Orada sizin için bol yemiş vardır. Onlardan yersiniz!”1
Devamını oku »
Bir zaman gençlik gecesinin uykusundan ihtiyarlık sabahıyla uyandığım vakit kendime baktım, vücudum kabir tarafına bir inişten koşar gibi gidiyor. Niyazi-i Mısrî’nin
“Günde bir taşı binâ-yı ömrümün düştü yere,
Can yatar gafil, binası oldu viran bîhaber”
dediği gibi, ruhumun hanesi olan cismimin de hergün bir taşı düşmekle yıpranıyor. Ve dünya ile beni kuvvetli bağlayan ümitlerim, emellerim kopmaya başladılar. Hadsiz dostlarımdan ve sevdiklerimden mufarakat zamanının yakınlaştığını hissettim. O mânevî ve çok derin ve devâsız görünen yaranın merhemini aradım, bulamadım. Yine Niyazi-i Mısrî gibi dedim ki:
“Dil bekası, Hak fenâsı istedi mülk-ü tenim,
Bir devâsız derde düştüm, ah ki Lokman bîhaber.”
O vakit birden merhamet-i İlâhiyenin lisanı, misali, timsali, dellâlı, mümessili olan Peygamber-i Zîşan Aleyhissalâtü Vesselâmın nuru ve şefaati ve beşere getirdiği hediye-i hidayeti, o dermansız, hadsiz zannettiğim yaraya güzel bir merhem ve tiryak oldu. Karanlıklı ye’simi, nurlu bir ricaya çevirdi.
Bediüzzaman Said Nursi, Lem’alar, s. 282
Devamını oku »
AYLARIN AYI, zamanların bereketi Ramazan, hayatın özünü saklar içinde… Zamanı sıksan Kadir damlar kabından… Kısalığında uzunluk, uzunluğunda kısalık var zamanın… Kadrini bilene bir ömür bağışlar Kadir gecesi…
Her gündüz her günkü gündüz değildir, her gecede öyle… Gündüzlerin de gecelerin de her birinin ayrı bir dili var… Dili çözülse Kadir’in sonsuzluk sırları dinlenir…
Koca ağaç küçücük çekirdekte toplandığı gibi seksen ay da bir gecede dürülür… Kadir’i kadir kılan da Kerim Kur’an’ın onda inzalidir. Âlem şifreleri Hâkim Kur’an’da derce dilmiş…
Devamını oku »